Arama

yüklü

geladen, beladen

yüksek

hoch, obere(r, s), erhaben, groß, happig; (ses) laut

yüksek atlama

Hochsprung

yüksek basınç

Hochdruck

yüksek basınç merkezi

Hoch

yüksek bölge

Hochland

yüksek dereceli

hochgradig

yüksek fırın

Hochofen

yüksek gerilim

Hochspannung

yüksek gerilimli akım

Starkstrom

yüksek maaş

Bombengehalt

yüksek maaşlı

hochdotiert

yüksek mühendis

Diplomingenieur

yüksek sesle

laut

yüksek sesle okumak

verlesen

yükseklik

Höhe

yükseklik korkusu

Höhenkrankheit

yükseköğrenim

Studium

yüksekokul

Hochschule

yüksekten atmak

angeben

yükseliş

Aufstieg, Erhöhung [die

yükselme

Anstieg, Aufschwung [das

yükselmek

sich erheben, sich erhöhen, sich steigern, ansteigen, aufsteigen, emporkommen, ragen, steigen

yükselteç

Verstärker

yükseltgeme

Oxydierung

yükseltgemek

oxydieren

yükselti

Höhe

yükseltiölçer

Höhenmesser

yükseltme

Verstärkung

yükseltmek

anheben, befördern, erheben, erhöhen, heben, heraufsetzen, steigern

yüksük

Fingerhut

yüksükotu

Fingerhut

yüksüz

unbeladen; ungeladen

yüksüz ağırlık

Leergewicht

yüküm

Zwang

yükümlendirmek

verpflichten

yükümlülük

Auflage, Verpflichtung [die

yükünmek

sich unterwürfig benehmen

yükünü tutmak

Geld scheffeln

yulaf

Hafer

yulaf ezmesi

Haferflocken

yulaf lapası

Haferbrei

yulaf peltesi

Haferschleim

yular

Halfter, Leine [die

yumak

Knäuel, Strang [der

yumak olmak

sich ballen

yumak yapmak

ballen

yumakbulut

Schäfchenwolken

yumru

Auswuchs, Tumor [der

yumru kök

Knolle

yumruk

Faust, Stoß [der

yumruk darbesi

Faustschlag, Puff [der

yumruk vurmak

stoßen

yumruklamak

knuffen

yumurcak

Bengel, Racker [der

yumurta

Ei

yumurta akı

Eiweiß

yumurta kabı

Eierbecher

yumurta kabuğu

Eierschale

yumurta sarısı

Dotter, Eidotter [das

Önceki SayfaSonraki Sayfa

FacebookTwitterWhatsapp

    © Arkeolog