Arama

Resulullah (sav), cumayı (öğleyin) güneş meyl edince kılardı.

Ebu Davud, Cuma 224, (1084); Tirmizi, Salat 361, (503)
Cumanın Vakti Ve Ezanı | NAMAZ BÖLÜMÜ | Enes

Buhari'nin bir diğer rivayetinde şöyle gelmiştir: "Resulullah (sav) soğuk şiddetlenince namazı erken (ilk vaktinde) kılardı. Sıcak şiddetlenince namazı-yani cumayı- (öğleyin biraz) serinleyince kılardı."

Buhari, Cum'a 16
Cumanın Vakti Ve Ezanı | NAMAZ BÖLÜMÜ | Enes

Biz Resulullah (sav)'la cum'ayı kılar sonra da kaylule (öğle uykusu) yapardık.

Buhari, Cum'a 40, 41, Hars 21, Et'ime 17, İsti'zan 16, 39; Müslim, Cuma 30, (859); Ebu Davud, Cuma 224, (1086); Tirmizi, Salat 378 (525)
Cumanın Vakti Ve Ezanı | NAMAZ BÖLÜMÜ | Sehl İbnu Sa'd

Resulullah (sav), Hz. Ebu Bekr ve Hz. Ömer (ra) devirlerinde cuma namazın ilk ezanı, imam minbere oturunca okunurdu. Ancak Hz. Osman zamanı olup cemaat artınca, emri üzerine (Medine çarşısında) Zevra nam yerde üçüncü bir ezan daha okundu. (Cum'a ezanı işi) bu şekilde sabitleşti.

Buhari, Cuma 21, 22, 24, 25; Ebu Davud, Salat 225; Tirmizi, Salat 372, (516); Nesai, Cuma 15, (3,100,101)
Cumanın Vakti Ve Ezanı | NAMAZ BÖLÜMÜ | es'Saib İbnu Yezid

Resulullah (sav) iki hutbe okurdu. Minbere çıkınca otururdu. (Bu esnada müezzin ezan okurdu). Müezzin ezanı bitirince kalkar ve hutbeyi okur, sonra tekrar oturur ve (bu sırada) konuşmazdı. Sonra kalkar (ikinci defa) hutbe okurdu.

Buhari, Cuma 30, 27; Müslim, Cuma 33; Ebu Davud, Salat, 227, (1092); Tirmizi, Salat 363, (506)
Hutbe Ve Hutbe İle İlgili Hususlar | NAMAZ BÖLÜMÜ | İbnu Ömer

Nesai'nin rivayetinde: "Resulullah (sav) ayakta iki hutbe verir, bunların arasını (kısa) bir oturuşla ayırırdı" denmiştir.

Nesai, Cuma 33, (3,109)
Hutbe Ve Hutbe İle İlgili Hususlar | NAMAZ BÖLÜMÜ | İbnu Ömer

Ka'b, mescide girince Abdurrahman İbnu Ümmi'l Hakem'i oturarak hutbe verir görmüş ve derhal müdahele etmiştir: "Şu habise bakın hele! Oturarak hutbe veriyor. Halbuki Cenab-ı Hakk Kitab-ı Mübin'inde (mealen): "Onlar bir ticaret, yahud bir oyun, bir eğlence gördükleri zaman ona yönelip dağıldılar ve seni ayakta bıraktılar" (Cuma 11) buyurmuştur."

Müslim, Cuma 39, (864); Nesai, Cuma 18, (3,102)
Hutbe Ve Hutbe İle İlgili Hususlar | NAMAZ BÖLÜMÜ | Ka'b İbnu Ucre

Anlattığına göre, Bişr İbnu Mervan'ı, minberde ellerini kaldırarak hutbe verirken görmüş ve derhal müdahale etmiştir: "Allah şu iki kısa elin belasını versin. Ben Resulullah (sav)'ı gördüm, eliyle şundan fazla kaldırmazdı" dedi ve şehadet parmağıyla işaret etti.

Müslim, Cuma 53, (874); Ebu Davud, Salat 230, (1104); Tirmizi, Salat 371, (515); Nesai, Cuma 29, (3,108)
Hutbe Ve Hutbe İle İlgili Hususlar | NAMAZ BÖLÜMÜ | Umare İbnu Rüveybe

Resulullah (sav) hutbe verdi mi gözleri kızarır, sesi yükselir, öfkesi artardı. Sanki bir orduya "Düşmanınız akşama veya sabaha size baskın yapacak!" diye tehlikeyi haber veren komutan gibi (fevkalde ciddi bir eda ile): "Ben size, Kıyamet şu iki parmak kadar yakınlaşmış olduğu bir zamanda peygamber gönderildim" der ve şehadet parmağı ile orta parmağını birbirine yaklaştırarak gösterir, sözlerine şöyle devam ederdi: "Emmd bad! Bilesiniz, sözlerin en hayırlısı Kitabullah'tır. En güzel yol da Muhammed'in yoludur. İşlerin en şerlisi de sonradan ihdas edilenlerdir. Her bid'at dalalettir." Ayrıca, şunları da söylerdi: "Ben her mü'mine kendi nefsinden daha yakınım. Nitekim, kim bir mal bırakırsa bu ailesi içindir. Kim bir borç veya (bakıma muhtaç) horanta bırakırsa bu bana aittir ve benim uzerimedir."

Müslim, Cuma 43, (867); Nesai, İydeyn 22, (3,188, 189)
Hutbe Ve Hutbe İle İlgili Hususlar | NAMAZ BÖLÜMÜ | Cabir

Resulullah (sav) teşehhüd okuyunca şu mealde zikirde, duada bulunuyordu: "Hamd Allah'adır, O'na sığınır, O'ndan mağrifet dileriz. Nefislerimizin şerrinden de O'na sığınırız. Allah kime hidayet verirse onu kimse sapıtamaz, kimi de sapıtırsa onu kimse hidayete götüremez. Şehadet ederim ki, Allah'tan başka ilah yoktur. Yine şehadet ederim ki, Muhammed O'nun kulu ve Resulüdür. O'nu hak ile, kıyametten önce müjdeleyici ve korkutucu olarak gönderdi. Kim Allah ve Resulüne itaat ederse doğru yolu bulmuştur. Kim de o ikisine isyan ederse, (bilsin ki) sadece kendisine zarar verir, Allah'a hiçbir zarar veremez." [Bir rivayette hadise şu ziyadeyi yaptıktan sonra gerisini aynen rivayet etmiştir.... (Cuma günü teşehhüd'den sonra...)]

Ebu Davud, Salat 229, (1097,1098)
Hutbe Ve Hutbe İle İlgili Hususlar | NAMAZ BÖLÜMÜ | İbnu Mes'ud

Resulullah (sav)'ın namazı vasattı, hutbesi de vasattı.

Müslim, Cuma 41, (866); Ebu Davud, Salat 229, (1101); Nesai, Cuma 35, (3,110)
Hutbe Ve Hutbe İle İlgili Hususlar | NAMAZ BÖLÜMÜ | Cabir İbnu Semure

Ammar bize hitabetmişti. (Konuşmasını) veciz ve beliğ yaptı. Minberden inince: "Ey Ebul-Yakzan beliğ ve veciz konuştun! Keşke biraz daha nefesleseydiniz (uzatsaydınız)!" dedik. Bize şu cevabı verdi: "Ben Resulullah (sav)'ı dinledim, şöyle buyurmuştu: "Kişinin namazının uzunluğu ve hutbesinin kısalığı onun fıkhının (ilminin) alametidir. Öyle ise, hutbeyi kısa tutun, namazı uzun (zira, beyanda sihir var)."

Müslim, Cuma 47, (869); Ebu Davud, Salat 231, (1106)
Hutbe Ve Hutbe İle İlgili Hususlar | NAMAZ BÖLÜMÜ | Ebu Vail

Resulullah (sav) buyurdular ki: "İçerisinde teşehhüd bulunmayan her hutbe kesik bir el gibidir."

Tirmizi, Nikah 16, (1106); Ebu Davud, Edeb 22, (4841)
Hutbe Ve Hutbe İle İlgili Hususlar | NAMAZ BÖLÜMÜ | Ebu Hüreyre

Ebu Davud'un diğer bir rivayetinde: "Allah'a hamd ile başlamayan her kelam kesiktir" denmiştir.

Ebu Davud, Edeb 21, (4840)
Hutbe Ve Hutbe İle İlgili Hususlar | NAMAZ BÖLÜMÜ | Bilinmiyor

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Zikr (yani hutbe) sırasında hazır bulunun, imama yakın olun. Zira kişi, uzaklaşmaya devam ede ede, girse bile cennette de geri kalır."

Ebu Davud, Salat 232, (1108)
Hutbe Ve Hutbe İle İlgili Hususlar | NAMAZ BÖLÜMÜ | Semüre İbnu Cündüb

Önceki SayfaSonraki Sayfa

FacebookTwitterWhatsapp

    © Arkeolog