Arama

Ben ve Hafsa oruçlu idik. Bize yiyecek hediye edildi. Ondan yedik. Resulullah (sav) yanımıza girdi. Hafsa (cür'ette) babası gibiydi, sözde benden evvel davranıp: "Ey Allah'ın Resulü, biz, Aişe ve ben nafile oruca niyet etmiş, bu niyetle sabaha kavuşmuştuk. Bize bir yemek hediye edildi. Biz de ondan yedik" dedi. Aleyhisalatu vesselam: "Bunun yerine bir başka gün kaza orucu tutun!" buyurdu.

Muvatta, Sıyam 50, (1,306); Ebu Davud, Savm 73, (2457); Tirmizi, Savm 36, (735)
Orucu Yemeyi Gerektiren Şeyler | ORUÇ BÖLÜMÜ | Aişe

Resulullah zamanında bulutlu bir günde orucumuzu açtık. Sonra güneş doğdu. Hişam'a; "Kaza emredildi mi?" diye soruldu. "Kazasız olur mu?" diye cevap verdi.

Buhari, Savm 46; Ebu Davud, Savm 23, (2359)
Orucu Yemeyi Gerektiren Şeyler | ORUÇ BÖLÜMÜ | Esma Bintu Ebi Bekr

Ömer bunu, yani kazayı yerine getirdi ve dedi ki: "Bu iş basittir, içtihadda bulunduk."

Muvatta, Sıyam 44, (1,303)
Orucu Yemeyi Gerektiren Şeyler | ORUÇ BÖLÜMÜ | Eşlem

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Ramazan ayında, hasta veya ruhsat sahibi olmaksızın kim bir günlük orucunu yerse, bütün zaman boyu oruç tutsa bu orucu kaza edemez."

Buhari, Savm 29; Tirmizi, Savm 27, (723); Ebu Davud, Savm 38, (2396)
Orucu Yemeyi Gerektiren Şeyler | ORUÇ BÖLÜMÜ | Ebu Hüreyre

Resulullah (sav)'a bir adam geldi ve: "Ey Allah'ın Resulü, helak oldum" dedi. Aleyhissalatu vesselam: "Seni helak eden şey nedir?" diye sorunca: "Oruçlu iken hanımıma temas ettim" dedi. Bunun üzerine Resulullah'la aralarında şu konuşma geçti: "Azad edecek bir köle bulabilir misin?" "Hayır!" "Üst üste iki ay oruç tutabilir misin?" "Hayır!" "Altmış fakiri doyurabilir misin?" "Hayır!" "Öyleyse otur!" Biz bu minval üzere beklerken, Aleyhissalatu vesselam'a içerisinde hurma bulunan bir büyük sepet getirildi. "Soru sahibi nerede ?"diyerek adamı aradı. Adam: "Benim! Buradayım!" deyince, Aleyhissalatu vesselam: "Şu sepeti al, tasadduk et!" dedi. Adam: "Benden fakirine mi? Allah'a yemin ediyorum. Medine'nin şu iki kayalığı arasında benden fakiri yok!" cevabını verdi. Bunun üzerine Resulullah güldüler ve: "Öyleyse bunu ehline yedir!" buyurdular.

Buhari, Savm 29, 31, Hibe 20, Nafakat 13, Edeb 68, 95, Kefaretu'l-Eyman 3, 4, Hudud 26; Müslim, Sıyam 81, (1111); Muvatta, Sıyam 28, (1, 296, 297); Ebu Davud, Savm 37, (2390, 2391, 2392, 2393); Tirmizi, Savm 28, (724)
Kefaret | ORUÇ BÖLÜMÜ | Ebu Hüreyre

İmam Malik'e ulaştığına göre, Enes İbnu Malik (ra) yaşlanınca oruç tutamaz oldu. O zaman orucu yedi ve oruca bedel fidye ödedi.

Muvatta, Sıyam 51, (1, 307)
Kefaret | ORUÇ BÖLÜMÜ | Bilinmiyor

İmam Malik'e ulaştığına göre, Abdullah İbnu Ömer (ra)'e "Hamile kadın, karnındaki çocuk için endişeye düşecek olur ve oruç da kendisine ağır gelmeye baslarsa ne yapmalı?" diye sorulmuştu. Şu cevabı verdi: "Orucu yer, her gün için bir fakire, Resulullah (sav)'ın müddü ile bir müdd buğday verir."

Muvatta, Sıyam 52, (1, 308)
Kefaret | ORUÇ BÖLÜMÜ | Bilinmiyor

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kim, üzerinde Ramazan ayının orucu olduğu halde ölecek olursa, (ölünün velisi) her bir gün yerine, bir fakire yiyecek versin."

Tirmizi, Savm 23, (718)
Kefaret | ORUÇ BÖLÜMÜ | İbnu Ömer

Üzerinde Ramazan borcu olan kimse, kaza edecek güç ve kuvvette olduğu halde, müteakip Ramazan gelinceye kadar bunu tutmamış ise, her bir gün yerine bir fakire bir müdd buğday vermeli ve orucu aynca kaza etmelidir.

Muvatta, Sıyam 53, (1, 308)
Kefaret | ORUÇ BÖLÜMÜ | Kasım İbnu Muhammed

Resulullah (sav), (ölen) çocuğu için ağlamakta olan bir kadına rastlamıştı: "Allah'tan kork ve sabret" buyurdu. Kadın (izdırabından kendisine hitab edenin kim olduğuna bile bakmadan): "Benim başıma gelenden sana ne?" dedi. Resulullah (sav) uzaklaşınca,kadına: "Bu Resulullah idi!" dendi. Bunun üzerine, kadın çocuğun ölümü kadar da söylediği sözden dolayı (utanıp) üzüldü. (Özür dilemek için) doğru Aleyhissalatu vesselamın kapısına koştu. Ama kapıda bekleyen kapıcılar görmedi, doğrudan huzuruna çıktı ve: "Ey Allah'ın Resulü, (o yakışıksız sözü) sizi tanımadan sarfettim (bağışlayın)" dedi. Aleyhissalatu vesselam: "Makbul sabır, musibetle karşılaştığın ilk andakidir" buyurdu.

Buhari, Cengiz 43, 7, 32, Ahkam 11; Müslim, Cengiz 14, (626); Ebu Davud, Cenaiz 27, (3124); Tirmizi, Cengiz 13, (987); Nesai, Cenaiz 22, (4, 22)
Sabır Hakkında | SABIR BÖLÜMÜ | Enes

Resullah (sav)'ı şunları söylerken işittim: "Kendisine bir musibet gelen müslüman Allah'ın emrettiği: "İnnalillahi ve inna ileyhi raci'un, allahümme ecirni fi musibeti vahluf li hayran minha: "Biz Allah'ınız ve ancak O'na döneceğiz. Bana bu musibetim için ücret ver. Ve bana bunun arkasından daha hayırlısını ver" derse Allah o musibeti alır ve mutlaka daha hayırlısını verir." Ümmü Seleme der ki: "Ebu Seleme (ra) vefat ettiği zaman ben: "Ebu Seleme'den daha hayırlı olan hangi müslümar var? Resulullah (sav)'la ilk hicret eden hane, onun hanesiydi" dedim. Ben bunu söyledikten sonra Allah, onun yerine bana Resullah (sav)'ı verdi. Şöyle ki: Resulullah (sav), bana Hatib İbnu Ebi Belte'a'yı göndererek kendisi için beni istetti. Ben: "Benim (küçük) bir kız çocuğum var, ayrıca ben kıskanç bir kadınım. (Resulullah'ın ise birçok hanımı var, imtizacsızlıktan korkarım)" diye cevap verdim. Resullah (sav): "Kız çocuğuna gelince, Allah'a dua ederiz, onu kendisinden müstağni kılar, kıskançlığı için de Allah'a gidermesini dua ederim" buyurdular.

Müslim, Cenaiz 3, (918); Muvatta, Cenaiz 42, (1, 236); Ebu Davud, Cenaiz 22, (3119); Tirmizi, Da'avat 88, (3506)
Sabır Hakkında | SABIR BÖLÜMÜ | Ümmü Seleme

Oğlum Sinan'ı defnettiğimde kabrin kenarında Ebu Talha el-Havlani oturuyordu. Defin işinden çıkınca bana: "Sana müjde vermeyeyim mi?" dedi. Ben: "Tabii, söyle!" dedim. "Ebu Musa el-Eş'ari (ra) bana anlattı" diye söze başlayıp Resulullah'ın şu sözlerini nakletti: "Bir kulun çocuğu ölürse, Allah meleklere şöyle söyler: "Kulumun çocuğunu kabzettiniz mi?" "Evet" derler. "Yani kalbinin meyvesini elinden mi aldınız?" Melekler yine: "Evet" derler. Allah tekrar sorar: "Kulum (bu esnada) ne dedi?" "Sana hamdetti ve istircada bulundu" derler. Bunun üzerine Allah Teala hazretleri şöyle emreder: "Öyleyse, kulum için cennette bir köşk inşa edin ve bunu Beytu'l-Hamd (hamd evi) diye isimlendirin."

Tirmizi, Cenaiz, 36, (1021)
Sabır Hakkında | SABIR BÖLÜMÜ | Ebu Sinan

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Allah Teala hazretleri şöyle demiştir: "Ben kimin iki sevdiğini almışsam ve o da sevabını umarak sabretmişse, ona cennet dışında bir mükafaat vermeye razı olmam." [Buhari'deki ibare şöyle: "Hz. Enes (ra) anlatıyor: "Resulullah (sav)'ın şöyle söylediğini işittim: "Allah Teala hazretleri buyurdu ki: "Ben kulumu iki sevdiğiyle imtihan edersem o da sabır gösterir (ve sevap umarsa) onlara bedel cenneti veririm." (Buradaki "iki sevdiği" ile gözlerini kastediyor. Doğruyu Allah bilir.")]

Tirmizi, Zühd 58, (2403); Buhari, Marza 7
Sabır Hakkında | SABIR BÖLÜMÜ | Ebu Hüreyre

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Mü'min kul, arz ahalisi içindeki has sevdiği (evladı) dinden alındığı zaman sabreder ve mükafaat umarsa Allah o kulu için cennetten aşağı bir mükafaata razı olmaz."

Nesai, Cenaiz 23, (4, 23)
Sabır Hakkında | SABIR BÖLÜMÜ | Abdullah İbnu Amr İbnu'l-As

İbnu Abbas (ra) bana: "Sana cennet ehlinden bir kadın göstereyim mi?" dedi. Ben de; "Evet göster" dedim. "İşte" dedi, "şu siyah kadın var ya, o, Resulullah'a gelip: "Ben saralıyım, (nöbet gelince) üstümü başımı açıyorum, Allah'a benim için dua ediver (hastalıktan kurtulayım) dedi. Aleyhissalatu vesselam: "Dilersen sabret, sana cennet verilsin, dilersen sana şifa vermesi için Allah'a dua edivereyim" dedi. Kadın: "Öyleyse sabredeceğim, ancak üstümü başımı açmamam için dua ediver" dedi. Resulullah da ona öyle dua etti."

Buhari, Marza 6; Müslim, Birr 54, (2576)
Sabır Hakkında | SABIR BÖLÜMÜ | Ata İbnu Ebi Rabah

Önceki SayfaSonraki Sayfa

FacebookTwitterWhatsapp

    © Arkeolog