Arama

Biz [Resulullah (sav)'ın çıkardığı askeri] bir seferdeydik. Bir yerde konakladık. Yanımıza bir cariye gelip: "Obamızın efendisi Selim'i bir zehirli soktu. Onunla meşgul olacak erkekler de şu anda yoklar. Sizde rukye yapan biri var mı?" dedi. Bunun üzerine bizden rukye hususunda maharetini bilmediğimiz bir adam kalkıp onunla gitti ve adama okuyuverdi. Adam iyileşti. Kendisine otuz koyun verdiler. Bize sütünden içirdi. Ona: "Yahu sen rukye bilir miydin?" dedik. "Hayır, ben sadece Fatiha okuyarak rukye yaptım" dedi. Biz kendisine "Resulullah (sav)'a sormadan (bu verdiklerine) dokunma!" dedik. Medine'ye gelince, durumu ona söyledik. Aleyhissalatu vesselam "Fatiha'nın rukye olduğunu (tedavi maksadıyla okunacağını) sana kim söyledi? (verdikleri koyunları paylaşın, bana da bir hisse ayırın) buyurdular.

Buhari, Tıbb 39, 33, Icare 16, Fedailu'l-Kur'an 9; Müslim, Selam 66, (2201); Ebu Davud, Tıbb 19, (3900); Tirmizi, Tıbb 20, (2064,2065)
Rukye Ve Temimlerin (Muskaların) Cevazı | TIBB VE RUKYE BÖLÜMÜ | Ebu Said

Resulullah (sav): "Ümmetimden yetmişbin kişi (Mahşer'de) hesaba çekilmeden cennete girecektir!" buyurdular. Kendisine: "Ey Allah'ın Resulü! Bunlar kimlerdir?" diye sual edildi. "Onlar, kendilerini dağlatmayanlar, rukyeye başvurmayanlar, teşaüm'e (uğursuzluğa) inanmıyanlar ve Rabblerine tevekkül edenlerdir!" buyurdu. Ukkaşe (ra) kalkıp: "Ey Allah'ın Resulü! Dua buyur, Allah beni onlardan kılsın!" dedi. Aleyhissalatu vesselam: "Sen onlardansın" müjdesini verdi. Bir başkası daha kalkıp: "Ey Allah'ın Resulü! Beni de onlardan kılması için Allah'a dua ediver!" dedi. Aleyhissalatu vesselam: "O hususta Ukkaşe senden önce davrandı!" cevabını verdi.

Müslim, İman, 371, (218)
Rukyenin Nehyi | TIBB VE RUKYE BÖLÜMÜ | İmran İbnu Husayn

Resulullah (sav)'ı işittim, diyordu ki: "Rukyelerde, temimelerde (muskalarda), tivelelerde (muhabbet muskası) bir nevi şirk vardır." Bunu işiten bir kadın atılarak, (İbnu Mes'ud'a): "Böyle söylemeyin, benim gözüm ağrıyordu. Falan yahudiye gittim geldim. O bana rukye yaptı. Ağrım kesildi" dedi. Abdullah İbnu Mes'ud (ra) tereddüt etmeden, "Bu (ağrı) şeytanın işiydi, o eliyle dürtüyordu, sana rukye yapılınca vazgeçti. Bu durumda sana Resulullah (sav) gibi, şöyle söylemen kafidir: Ezhibi'l-bas Rabbe'n-nas eşfi ente'ş-Şafi, Laşifae illa şifauke, şifaen la yuğadiru sakamen. (Ey insanların Rabbi, acıyı gider, şifa ver, sen Şafisin. Senin şifandan başka bir şifa yoktur, hiçbir hastalık bırakmayan bir şifa istiyorum.)"

Ebu Davud, Tıbb 17, (3883)
Rukyenin Nehyi | TIBB VE RUKYE BÖLÜMÜ | İbnu Mes'ud

Resulullah (sav)'dan nüşre hakkında sorulmuştu: "O şeytan işidir!" buyurdu."

Ebu Davud, Tıbb 9, (3868)
Rukyenin Nehyi | TIBB VE RUKYE BÖLÜMÜ | Cabir

Abdullah İbnu Ukeym (ra)'ın yanına girdim. Kendisinde kızıllık vardı. "Temime (muska) takmıyor musun?" diye sordum. Bana şu cevabı verdi: "Bundan Allah'a sığınırım. Zira Resulullah (sav) şöyle buyurmuştu: "Kim bir şey takınırsa, ona havale edilir."

Tirmizi, Tıbb 24, (2073)
Rukyenin Nehyi | TIBB VE RUKYE BÖLÜMÜ | İsa İbnu Hamza

Resulullah (sav)'a taundan sual edilmişti. Şu cevabı verdi: "O, sizden öncekilere Allah'ın gönderdiği bir azabtı. (Şimdi) Allah onu mü'minlere bir rahmet kıldı. Taun çıkan memlekette bulunan bir kul, kendisine Allah'ın takdir ettiği şeyin ulaşacağını bilip, sevap umuduyla sabredip orada kalır ve dışarı çıkmazsa, mutlaka ona şehid sevabının bir misli verilir."

Buhari, Tıbb 31, Enbiya 50, Kader 15
Taun Ve Veba | TIBB VE RUKYE BÖLÜMÜ | Aişe

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Bir yerde veba çıktığım duyarsanız oraya girmeyiniz, bulunduğunuz yerde veba çıkmışsa oradan ayrılmayınız."

Buhari, Tıbb 30, Enbiya 50, Hiyel 13; Müslim, Selam 92, (2218); Muvatta, Cami 23, (2, 896); Tirmizi, Cenaiz 66, (1065)
Taun Ve Veba | TIBB VE RUKYE BÖLÜMÜ | Üsame

Bana, Ferve İbnu Müseyk el'Muradi (ra)'nin şu sözünü dinleyen zat haber verdi: "Ey Allah'ın Resulü! dedim, "yanımızda Ebyen denen bir yer var. Burası bizim ekim yerimiz ve geçim kaynağımızdır. Ancak vebalı bir yerdir. (Bize ne yapmamızı tavsiye edersiniz)?" Aleyhissal&tu vesselam şu cevabı verdi: "Orayı tamamen bırak. Zira hastalığa yaklaşmada helak var!"

Ebu Davud, Tıbb 24, (3923)
Taun Ve Veba | TIBB VE RUKYE BÖLÜMÜ | Yahya İbnu Abdillah İbnu Bahir

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Göz değmesi haktır. Eğer kaderi (delip) geçecek bir şey olsaydı, bu göz değmesi olurdu. Yıkanmanız taleb edilirse yıkanıverin." [Tirmizi'de "GÖZ değmesi haktır" ibaresi yoktur.]

Müslim, Selam 42, (2188); Tirmizi, Tıbb 19, (2063)
Göz Değmesi | TIBB VE RUKYE BÖLÜMÜ | İbnu Abbas

Resulullah (sav): "Göz değmesi haktır" demiştir. (Buhari dışındaki rivayetlerde: "Dövme yapmayı da yasakladı" ziyadesi vardır.)

Buhari, Tıbb 36, Libas 86; Müslim, Selam 41, (2187); Ebu Davud, Tıbb 15, (3879)
Göz Değmesi | TIBB VE RUKYE BÖLÜMÜ | Ebu Hüreyre

Göze değene (ain) abdest alması emredilir, onun abdest suyu alınır, bununla göz değmesine uğrayan (mani) yıkanırdı.

Ebu Davud, Tıbb 15, (3880)
Göz Değmesi | TIBB VE RUKYE BÖLÜMÜ | Aişe

Ravi, babasından şunları işittiğini anlatmıştır: "Babam Sehl (ra) (Cuhfe yakınlarındaki) Harrar nam mevkide yıkandı. Üzerindeki cübbeyi çıkardı. Bu sırada Amir İbnu Rabi'a ona bakıyordu. Sehl, bembeyaz bir tene, güzel görünüşlü bir cilde sahipti. Amir: "Ne bugünkü bir manzarayı, ne de böylesine ancak çadıra çekilmiş bakirede bulunabilen bir cildi hiç görmedim" dedi. Sehl daha orada iken hummaya yakalandı ve rahatsızlığı şiddet peyda etti (ve yere yıkıldı). Durum Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a haber verildi ve: "Başını kaldıramıyor" dendi. Halbuki Sehl orduya kaydedilmişti. "Ya Resulallah o, sizinle gelemez. Vallahi başını bile kaldıramıyor!" dediler. Aleyhissalatu vesselam: "Onunla ilgili olarak herhangi bir kimseyi ittiham ediyor musunuz?" diye sordu. "Amir İbnu Rebi'a var" dediler. Resulullah onu çağırtıp kendisine kızdı ve: "Sizden biri niye kardeşini öldürüyor? Niye bir "Barekallah! demedin? Onun için abdest al!" buyurdu. Bunun üzerine Amir yüzünü, ellerini, kollarını, dizlerini ve ayaklannın etrafını ve izarının içini bir kaba yıkadı. Sonra, bir adam bu suyu onun (Sehl'in) üzerine arkasından döktü; derken o anında iyileşti."

Muvatta, Ayn 1, (2,938)
Göz Değmesi | TIBB VE RUKYE BÖLÜMÜ | Muhammed İbnu Ebi Ümame İbni Sehl İbni Hanif

Bir erkek hanımına bir defada "Sen üç talakla boşsun!" dese, bu bir talak sayılır."

Ebu Davud, Talak 10, (2197)
Talakta Kullanılan Elfaz | TIBB VE RUKYE BÖLÜMÜ | İbnu Abbas

Rezin'in zikrettiği bir rivayette (İbnu Abbas şöyle demiştir): "Erkek hanımına (aynı anda üstüste): "Sen boşsun, sen boşsun, sen boşsun" diye üç kere söylerse, bu bir boşama sayılır, yeterki bunlarla birinci defaki söylediği "Sen boşsun!" sözünü tekid etmeyi kastetmiş olsun veya hanımıyla henüz gerdek yapmamış olsun."

Rezin
Talakta Kullanılan Elfaz | TIBB VE RUKYE BÖLÜMÜ | İbnu Abbas

Anlattığına göre, bir adam kendisine gelip: "Ben hanımımı yüz talakla boşadım, bu hususta fikriniz nedir (bana bir şey gerekir mi?)" diye sordu. Benden şu cevabı aldı: "Kadın senden üç talakla boşanmıştır. Geri kalan doksan yedisi ile Allah'ın ayetleriyle alay etmiş oluyorsun."

Muvatta, Talak 2, (2, 552)
Talakta Kullanılan Elfaz | TIBB VE RUKYE BÖLÜMÜ | İbnu Abbas

Önceki SayfaSonraki Sayfa

FacebookTwitterWhatsapp

    © Arkeolog