Arama

Kendi anlattığına göre, şu ayeti okumuştu (Mealen): "Boşanan kadınlar, kendi kendilerine, üç aybaşı hali beklerler..." (Bakara 228). Ve şu ayeti (mealen): "Ey peygamber! Kadınları boşayacağınızda, onları, iddetlerini gözeterek boşayın ve iddeti sayın. Rabbiniz olan Allah'tan sakının. Onları, apaçık bir hayasızlık yapmaları hali bir yana- evlerinden çıkarmayın, onlar da çıkmasınlar. Bunlar, Allah'ın sınırlarıdır. Allah'ın sınırlarını kim aşarsa, şüphesiz, kendine yazık etmiş olur. Bilmezsin, olur ki, Allah bunun ardından (gönlünüzde sevgi gibi) bir hal meydana getirir. Kadınların iddet süreleri biteceğinde, onları ya uygun şekilde alıkoyan, ya da uygun bir şekilde onlardan ayrılın; içinizden de iki adil şahid getirin, şahidliği Allah için yapın. İşte bu, Allah'a ve ahiret gününe inananan kimseye verilen öğüttür. Allah kendisine karşı gelmekten sakınan kimseye kurtuluş yolu sağlar, ona beklemediği yerden rızık verir. Allah'a güvenen kimseye O yeter. Allah buyurduğunu yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü var etmiştir. Kadınlarınız içinde ay hali görmekten kesilenler ile, henüz ay hali görmemiş olanların iddetleri hususunda şüpheye düşerseniz, bilinki, onların iddet beklemesi üç aydır..." (Talak 1-4). Ve dedi ki: "Bu, boşanan kadınların iddetleridir. Allah Teala hazretleri bundan henüz temas edilmemiş olan kadınları, "Ey iman edenler, mü'min kadınlarla nikahlanıp, onları, temasta bulunmadan boşadığınızda artık onlar için size iddet saymaya lüzum yoktur. Kendilerine bağışta bulunarak onları güzellikle serbest bırakın" (Ahzab 49) mealindeki ayetle istisna etmiştir. Yine Allah Teala buyurur ki, (mealen): "İçinizden ölenlerin bırakmış olduğu eşler, kendi kendilerine dört ay on gün beklerler; müddetleri sona erdiğinde, onların kendi haklarında uygun şekilde yaptıklarından dolayı size sorumluluk yoktur" (Bakara 234). Sonra Allah Teala Hazretleri, kadınlardan hamile olanların ruhsatını şu ayetle indirmiştir. (Mealen): "(Boşanan veya kocası ölen kadınlardan) gebe olanların iddeti doğumları ile tamamlanır..." (Talak 4). [Rezin tahric etmiştir]

Rezin
İHdad (Matem) | İDDET VE İSTİBRA BÖLÜMÜ | İbnu Mes'ud

Resulullah (sav) Huneyn savaşı sırasında benden bir miktar zırhı ariyet olarak istedi. Ben de: "Zorla (gasbederek) mi almak istiyorsun?" dedim. "Hayır!" dedi, "garantili olarak taleb ediyorum!"

Ebu Davud, Büyu 90, (3562)
Ariyet Hakkında | ARİYET BÖLÜMÜ | Safvan İbnu Ümeyye

Resulullah (sav) bir tabak istiare etmişti, kap ziyana uğradı. Sahiplerine tazmin etti.

Tirmizi, Ahkam 23, (1360)
Ariyet Hakkında | ARİYET BÖLÜMÜ | Enes

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Aldığı şeyi sahibine ödemek "el'e vecibedir" Katade der ki: "Hasan (bunu rivayet ettiğini) unuttu ve dedi ki: "O, [yani ariyet] emanetindir, (Zayi olması halinde) sana tazmin gerekmez."

Ebu Davud, Büyu 90, (3561); Tirmizi, Büyu 39, (1266)
Ariyet Hakkında | ARİYET BÖLÜMÜ | Semüre

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Ariyet (sahibine) verilecektir. Kefil borçludur, borç ödenmelidir."

Tirmizi, Büyu 39, Vesaya 5, (2121), (1265); Ebu Davud, Büyu 90, (3569)
Ariyet Hakkında | ARİYET BÖLÜMÜ | Ebu Ümame

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Başkasına sütünden istifade etmesi için verilecek bir hayvan olarak, sütlü deve ve bol sütlü koyun ne muvafıktır. Sabah bir kap, akşam bir kap süt verir."

Buhari, Hibe 35, Eşribe 14; Müslim, Zekat 73, (1019)
Ariyet Hakkında | ARİYET BÖLÜMÜ | Ebu Hüreyre

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kim bir başkasına hayat boyu ev bağışında bulunursa, artık bu ev onun ve varislerinin olur. Bu söz, o maldaki hakkını keser. Ev, kendine ömür boyu bağışlanana ve onun varislerine aittir." [Sahiheyn'de gelen bir diğer hadiste: "Resulullah (sav) umra hakkında "kendisine bağışlananın lehinde hükmetti" şeklinde gelmiştir. Bir başka rivayette: "Umra caizdir" denmiştir. Müslim'in rivayetinde: "Umra onun ehline mirastır" denmiştir.]

Buhari, Hibe 32; Müslim, Hibat 21, (1625); Muvatta, Akdiye 43, (2, 752); Ebu Davud, Büyu 87, 88, 89, (3550-3558); Tirmizi, Ahkam 15, (1350); Nesai, Umra 2, 3, 4,(6, 272-278)
Umra Ve Rukba Hakkında | UMRA VE RUKBA BÖLÜMÜ | Cabir

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kim bir şeyi umra kılarsa o şey artık mu'mer'e (umre kılınan şahsa) aittir, hayatta iken de ölmüş iken de. Malı rukba kılmayın. Kimde rukba kılarsa [bu mal miras] yolundadır."

Ebu Davud, Büyu 89, (3559); Nesai, Rukba 1, (6, 269)
Umra Ve Rukba Hakkında | UMRA VE RUKBA BÖLÜMÜ | Zeyd İbnu Sabit

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Mallarınızı rukba kılmayın. Kim rukba kılarsa mal artık rukba kılınan kimsenin olur."

Nesai, Rukba 1-2, (6,269)
Umra Ve Rukba Hakkında | UMRA VE RUKBA BÖLÜMÜ | İbnu Abbas

Bir başka rivayette: "Umra, umra kılınan şahıs için caizdir. Rukba da rukba kılınan kimse için caizdir. Hibesinden dönen, kusmuğuna dönen gibidir" buyurulmuştur.

Nesai, Rukba 1-2, (6,269)
Umra Ve Rukba Hakkında | UMRA VE RUKBA BÖLÜMÜ | İbnu Abbas

Ne rukba ne de umra helal değildir. Kime bir şey umra kılınmışsa bu onundur, kime de bir şey rukba kılınmışsa o şey onundur.

Nesai, Rukba 1-2, (6,269)
Umra Ve Rukba Hakkında | UMRA VE RUKBA BÖLÜMÜ | İbnu Abbas

İbnu Ömer (ra)'e, kız kardeşi Hafsa (ra)'dan bir ev tevarüs etti. Hafsa (ra), bu eve hayatı boyunca olmak kaydıyla Zeyd İbnu'l-Hattab'ın kızını oturtmuştu. Zeyd'in kızı ölünce İbnu Ömer (ra) meskeni kabzetti. O bu evin kendine ait olduğu reyinde idi.

Muvatta, Akdiye 45, (2, 756)
Umra Ve Rukba Hakkında | UMRA VE RUKBA BÖLÜMÜ | Nafi'

Resulullah (sav) onaltı gazve yapmıştır.

Buhari, Megazi 89, 1, 77; Müslim, Hacc 218, (1254), Cihad 147, (1814); Tirmizi, Cihad 6, (1676)
Gazveler Hakkında | GAZVELER BÖLÜMÜ | Büreyde

Müslim'in rivayetinde: "[Büreyde (ra)] Resululluh'la birlikte onaltı gazveye katıldığını söyler."

Müslim, Cihad 146,147, (18l4)
Gazveler Hakkında | GAZVELER BÖLÜMÜ | Büreyde

Yine Müslim'in bir rivayetinde: "Resulullah (sav) ondokuz gazve yaptı, bunlardan sekizinde savaştı" denmektedir.

Müslim, Cihad 146, (1819); Buhari, Megazi 87
Gazveler Hakkında | GAZVELER BÖLÜMÜ | Bilinmiyor

Önceki SayfaSonraki Sayfa

FacebookTwitterWhatsapp

    © Arkeolog