Arama

Resulullah (sav) buyurdular ki: "En hayırlınız, (zulme düşerek) günah işlemedikçe aşiretini müdafaa edendir."

Ebu Davud, Edeb 121, (5120)
Asabiyet Ve Ehva | FİTNELER HEVALAR VE İHTİLAFLAR BÖLÜMÜ | Süraka İbnu Malik el-Cu'şemi

"Ey Allah'ın Resulü," dedim, "asabiyet nedir?" "Asabiyet," buyurdular, "zulümde kavmine yardım etmendir."

Ebu Davud, Edeb 121, (5519)
Asabiyet Ve Ehva | FİTNELER HEVALAR VE İHTİLAFLAR BÖLÜMÜ | Vasile İbnu'l-Eska

Huzeyfe (ra) Medain'de iken, Resulullah (sav)'ın öfke halinde, ashabından bazılarına sarfettiği sözleri anlatıyordu. Huzeyfe'den bunları işitenlerden bir kısmı Selman (ra)'a gelip, Huzeyfe'nin anlattıklarını kendisine söylüyorlardı. Selman da onlara: "Huzeyfe söylediğini daha iyi bilir!" diyordu. Onlar da tekrar Huzeyfe'nin yanına dönüp kendisine: "Biz senin söylediklerini Selman'a soruk. Ne tasdik etti ne de reddetti" dediler. Bunun üzerine Huzeyfe (sebze tarlasında bulunan) Selman (ra)'nın yanına gidip: "Resulullah (sav)'dan işittiğim şeyler hususunda beni niye tasdik etmedin?" diye sordu. Selman da: "Resulullah (sav) öfkelenir ve öfkeli iken konuşurdu. Razı olur ve rıza halinde de konuşurdu!" cevabını verdi ve sonra devamla: "Ey Huzeyfe!" dedi, "sen, kalplerde, bir kısım insanlara sevgi, bir kısım insanlara buğz hasıl edip aralarında ihtilaf ve ayrılıklara sebep olan bu konuşmalardan vazgeçsen olmaz mı! Nitekim biliyorsun ki, Resulullah (sav) (bir gün) hutbesinde şöyle buyurmuştu: "Allahım! Ben senin katından bir garanti talep ediyorum: Ümmetimden kimi öfkeli halimde (haksız yere) sebbetmiş veya lanet etmiş [veya vurmuş veya incitmiş] isem -ki ben de ademoğluyum, tıpkı onların öfkelenmeleri gibi öfkelenirim. Halbuki sen beni alemlere rahmet olarak gönderdin- bu (haksız sözümü) o kimseler için kıyamet günü rahmet, [zekat, ecir, yakınlık vesilesi, tuhur] kıl. [Ta ki o vesile ile sana yaklaşsın!]" Ey Huzeyfe! Allah'a yemin olsun, ya bu konuşmalardan vazgeçeceksin, yahut da seni Ömer İbnu'l-Hattab (ra)'a yazıp şikayet edeceğim!"

Ebu Davud, Sünnet 11, (4659)
Asabiyet Ve Ehva | FİTNELER HEVALAR VE İHTİLAFLAR BÖLÜMÜ | Amr İbnu Ebi Kurre

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Küfrün başı doğu cihetindedir. Övünme ve çalım satma işi at, deve, sığır besleyenler, çadırda oturanlar arasındadır. Sükunet de koyun besleyenlerdedir."

Muvatta, İsti'zan 15, (2, 920)
Asabiyet Ve Ehva | FİTNELER HEVALAR VE İHTİLAFLAR BÖLÜMÜ | Ebu Hüreyre

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Resulullah (sav) buyurdular ki: "İman Yemenlidir. Fitne şu tarafta, şeytanın boynuzunun doğduğu yerdedir."

Buhari, Bed'ü'l-Halk 15, Menakıb 1, Megazi 74
Asabiyet Ve Ehva | FİTNELER HEVALAR VE İHTİLAFLAR BÖLÜMÜ | Ebu Hüreyre

Resulullah (sav) buyurdular ki: "İman Yemenlidir. Küfür de şark cihetindedir. Sükunet koyun besleyenlerin yanındadır. Övünmek ve çalım satmak feddadların, yani at besleyip çadırda kalanların yanındadır."

Müslim, İman 85, (52)
Asabiyet Ve Ehva | FİTNELER HEVALAR VE İHTİLAFLAR BÖLÜMÜ | Ebu Hüreyre

Şu adamı kastederek (evden) çıkmıştım. Yolda Ebu Bekre (ra)'ye rastladım. "Ey Ahnef, nereye gidiyorsun?" dedi. "Resulullah (sav)'ın amcaoğluna yardım etmeyi arzu ediyorum!" dedi. "Dön!" dedi. "Zira ben, Resulullah (sav)'ın şöyle söylediğini işittim: "İki Müslüman kılıçlarıyla birbirlerinin üzerine yürürlerse öldüren de ölen de ateştedir!" (Bu söz üzerine Resul-i Ekrem'e): "Ey Allah'ın Resulü! Katili anladık ama maktul niye ateşte?" diye sorulmuştu. "Çünkü o da kardeşini öldürme hırsı taşıyordu!" cevabını verdi. -Bir başka rivayette ise: "O da kardeşini öldürmek istemişti" demiştir.-

Buhari, Diyat 2, Fiten 10; Müslim, Fiten 14, (2888); Ebu Davud, Fiten 5, (4268); Nesai, Tahrim 29, (7, 125)
Müslümanların Birbirleriyle Savaşları | FİTNELER HEVALAR VE İHTİLAFLAR BÖLÜMÜ | Ahnef İbnu Kays

Resulullah buyurdular ki: "Sizden kimse kardeşine silahla işarette bulunmasın. Zira, o bilemez, belki de şeytan elinde bir fesatta bulunur da ateşten bir çukura düşer."

Buhari, Fiten 7; Müslim, Birr 126, (2617); Tirmizi, Fiten 4, (2163)
Müslümanların Birbirleriyle Savaşları | FİTNELER HEVALAR VE İHTİLAFLAR BÖLÜMÜ | Ebu Hüreyre

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Müslümana sövmek fısktır, onunla çarpışmak da küfürdür."

Buhari, Fiten 8, İman 36, Edeb 44; Müslim, İman 116, (64); Tirmizi, İman 15, (2636); Nesai, Tahrim 27, (7,132)
Müslümanların Birbirleriyle Savaşları | FİTNELER HEVALAR VE İHTİLAFLAR BÖLÜMÜ | Abdullah İbnu Mes'ud

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Benden sonra birbirinizin boynunu vuran kafirler olarak (dinden) dönmeyin." [Nesai, İbnu Mes'ud'dan yaptığı bir rivayette şu ziyadeye yer verir; "Kişi ne babasının ne de kardeşinin cinayetinden sorumlu tutulmaz."]

Tirmizi, Fiten 28, (2194); Buhari, Fiten, 8, Diyat 2; Ebu Davud, Sünnet 16, (4686); Müslim, İman 66, (119); Nesai, Tahrim 28, (7, 127)
Müslümanların Birbirleriyle Savaşları | FİTNELER HEVALAR VE İHTİLAFLAR BÖLÜMÜ | İbnu Abbas

Abdullah İbnu Selam'ın kardeşioğlu, amcası (Abdullah İbnu Selam) (ra)'ndan naklediyor. "Hz. Osman (ra) öldürülmek istendiği zaman yanına geldim. Osman bana: "Sen niye geldin?" diye sordu. "Sana yardım edeyim diye geldim" dedim. "Öyleyse halka çık. Onları benden uzaklaştır. Zira sen bana hariçte olursan, yanımda olmaktan daha faydalı olursun!" dedi. Ben de çıkıp: "Ey insanlar! Bilirsiniz, benim adım cahiliye devrinde falandı. Ama Resulullah (sav) beni Abdullah diye tesmiye buyurdu. Benim hakkımda Kitabullah'ta bir kısım ayetler nazil olmuştur. Şu ayet benim hakkımda nazil olanlardan biridir: "De ki: "Söyleyin bana, eğer bu Kur'an Allah tarafından gönderildiği halde, onu inkar ettiyseniz ve İsrailoğullarından bir şahit de Tevrat'a dayanarak onun hak kitap olduğuna şahitlik edip iman ettiği halde siz iman etmeyi büyüklüğünüze yediremezseniz, zalim olmaz mısınız? Muhakkak ki, Allah zalimler güruhuna yol göstermez" (Ahkaf 10). Keza şu ayet de benim hakkımda nazil oldu: "İnkar edenler "Sen Allah tarafından gönderilmiş bir peygamber değilsin" diyorlar. De ki: "Sizinle benim aramızda şahid olarak Allah ile O'nun kitapları hakkında bilgi sahibi olanlar yeter" (Ra'd 43). Allah'ın size karşı kınına konmuş bir kılıcı var. Resulullah (sav)'ın inmiş olduğu bu beldenizde melekler size mücavir oldular. Öyleyse bu adamı öldürmekten Allah'tan korkun! Allah'tan korkun! Allah'a yemin olsun eğer onu öldürürseniz, komşularınız olan melekleri buradan tardetmiş olacaksınız ve Allah'ın size karşı kında tuttuğu kılıcı kınından çıkartacaksınız ve artık o kıyamete kadar kınına girmeyecek!" Bu sözlerim üzerine: "Şu Yahudiyi öldürün! Osman'ı öldürün" diye bağrıştılar."

Tirmizi,Tefsir, Ahkaf
Sahabe Ve Tabiin Arasında Çıkan Kavga Ve İhtilaflar | FİTNELER HEVALAR VE İHTİLAFLAR BÖLÜMÜ | Abdullah İbnu Selam

Hz. Talha, Zübeyr ve Hz. Aişe (ra) Basra'ya yürüyünce, Hz. Ali, Ammar İbnu Yasir ve Hasan'ı (ra) gönderdi. Bu ikisi Kufe'ye yanımıza geldiler ve minbere çıktılar. Hz. Hasan (ra) minberin yukarısında idi. Ammar (ra) da ondan aşağıda idi. Biz onların etrafında toplandık. Ammar'ın şöyle konuştuğunu işittim: "Aişe, Basra'ya yürüdü. Muhakkak ki o, dünyada da ahirette de Peygamber (sav)'in zevcesidir. Ancak Allah sizi imtihan ediyor: Kendisine mi itaat edeceksiniz, yoksa ona (Hz. Aişe'ye) mi?"

Buhari, Fezailu'l-Ashab 30, Fiten 17
Sahabe Ve Tabiin Arasında Çıkan Kavga Ve İhtilaflar | FİTNELER HEVALAR VE İHTİLAFLAR BÖLÜMÜ | Abdullah İbnu Ziyad

Ben, Ebu Musa el-Eş'ari, Ebu Mes'ud el-Ensari ve Ammar (ra) ile oturuyordum. Ebu Mes'ud, Ammar'a: "Senin arkadaşlarından herkese dilediğim takdirde bir kulp takabilirim. Ama sen hariçsin. Senin hakkında bir şey söyleyemem. Senin, Resulullah (sav)'a arkadaş olduğun günden beri şu işteki aceleciliğinden başka bir kusurunu görmedim!" dedi. Ammar da ona şu cevabı verdi: "Ey Ebu Mes'ud! Ben de ne senden ne de şu arkadaşından, Resulullah (sav)'a arkadaş olduğunuz günden beri, ikinizin şu işteki ağırlığmızdan başka bir kusurunuzu görmüş değilim!" Ebu Mes'ud -zengin birisiydi- şu karşılıkta bulundu: "Ey oğlum! İki hülle (takım) getir. Birini Ebu Musa'ya ver, diğerini de Ammar'a!" Ve ilave etti: "Bunların içinde ikiniz cumaya gidin."

Buhari, Fiten 18, Fezailu'l-Ashab 30
Sahabe Ve Tabiin Arasında Çıkan Kavga Ve İhtilaflar | FİTNELER HEVALAR VE İHTİLAFLAR BÖLÜMÜ | Şakik İbnu Abdullah

Ali (ra)'ye: "Söyle bize! (Savaş için) şu yürüyüşünü Resulullah (sav)'ın bir emrini yerine getirmek üzere mi yapıyorsun, şahsi bir içtihadın olarak mı?" diye sordum. "Resulullah (sav) bana bu yürüyüşü yapmam için herhangi bir emirde bulunmadı. Ben bunu şahsi reyimle yapıyorum!" cevabını verdi.

Ebu Davud, Sünnet 13, (4666)
Sahabe Ve Tabiin Arasında Çıkan Kavga Ve İhtilaflar | FİTNELER HEVALAR VE İHTİLAFLAR BÖLÜMÜ | Kays İbnu Abbad

Zeyd İbnu Vehb el-Cüheni - ki bu zat Hz. Ali, Haricilerle savaşmak üzere yürüdüğü zaman beraberindeki orduda bulunuyordu- anlatıyor: "Hz. Ali dedi ki: "Ey insanlar, ben Resulullah (sav)'ın şöyle söylediğini işittim: "Ümmetimden bir grup çıkar. Kur'an'ı öyle okurlar ki, sizin okuyuşunuz onlarınkinin yanında bir hiç kalır. Namazınız da namazlarına göre bir hiç kalır. Orucunuz da oruçları yanında bir hiç kalır. Kur'an'ı okurlar, onu lehlerine zannederler. Halbuki o aleyhlerinedir. Namazları köprücük kemiklerinden öteye geçmez. Okun avı delip geçmesi gibi dinden hemen çıkarlar. Onlarla harb eden ordu(nun askerlerini) peygamberlerinin diliyle ne (kadar çok ücret)ler takdir edilmiş oldugunu bilselerdi (başkaca) amel yapmaktan vazgeçerlerdi. Onların alameti şudur: Aralarında pazusu olduğu halde kolu olmayan bir adam olacak. Pazusu üzerinde meme ucu bir çıkıntı bulacak. Bunun üzerinde de beyaz kıllar bulunacak. Sizler Muaviye ve Şamlıların üzerine gidecek, buradakileri terkedeceksiniz. Onlar da sizin (yokluğunuzdan istifade ile) çoluk-çocuğunuza ve mallarınıza sizin namınıza halef olacaklar!" (Hz. Ali ilave etti): "O vallahi! Ben, onların bu kavim olacağını kuvvetle ümit ediyorum. Çünkü onlar haram kan döktüler. Halkın meradaki hayvanlarını gasbettiler. Öyleyse Allah adına bunlar üzerine yürüyün!" Ravi der ki: "Haricilerin başında o gün, Abdullah İbnu Vehb er-Rasibi olduğu halde, onlarla karşılaşınca Hz. Ali (ra) askerlerine: "Mızraklarınızı bırakın, kılıçlarınızı kınlarından çıkarın. Çünkü ben, onların Harura günü size yaptıkları gibi yine size sulh teklif edeceklerinden korkuyorum!" dedi. Bu emir üzerine döndüler, mızraklarını bertaraf ettiler ve kılıçlarını sıyırdılar. Askerler onlara mızraklarını sapladı. Öldürüp üst üste yığdı. O gün cengaverlerden sadece iki kişi isabet alıp şehit düştü. Ali (ra): "Aralarında o sakat herifi arayın!" emretti. Aradılar, fakat bulamadılar. Bizzat Ali kalkıp üst üste öldürülmüş insanların yanına geldi: "Bunları geri çekin!" dedi. Sonra yere gelen cesetler arasında onu buldular. Onun bulunması üzerine Hz. Ali (ra) tekbir getirdi ve: "Allah doğru söyledi, Resulü de doğru tebliğ etti" dedi. Ubeyde es-Selmani, Hz. Ali'ye doğrulup: "Ey mü'minlerin emiri! Kendisinden başka ilah olmayan Allah aşkına söyle. Sen bu hadisi Resulullah (sav)'dan bizzat işittin mi?" diye sordu. Ali (ra): "Kendisiden başka bir ilah olmayan Allah'a yemin ederim, evet!" dedi. Ubeyde Hz. Ali'ye üç sefer yemin verdi. O da ona üç sefer yemin etti.

Müslim, Zekat 156, (1066)
Sahabe Ve Tabiin Arasında Çıkan Kavga Ve İhtilaflar | FİTNELER HEVALAR VE İHTİLAFLAR BÖLÜMÜ | Zeyd İbnu Vehb el-Cüheni

Önceki SayfaSonraki Sayfa

FacebookTwitterWhatsapp

    © Arkeolog