Arama

Kur'an'ın: "(Vefat iddeti bekleyen) kadınları nikahla isteyeceğinizi çıtlatmanızda... üzerinize bir vebal yoktur" (Bakara 235) ayetinden maksadı, "Evlenmeyi arzu eden kişinin: "Ben nikahlanmak istiyorum, kadına ihtiyacım var, saliha bir kadına kavuşmak istiyorum" demesidir" diye açıklamıştır.

Buhari, Nikah, 34
Bakara Suresi | TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR | İbnu Abbas

Resulullah (sav) Hendek Savaşı sırasında "Allah onların evlerini ve kabirlerini ateşle doldursun, bizim orta namazımıza mani oldvlar, güneş batıncaya kadar kılamadık" buyurdu. Bir rivayette: "Bizi, salat-ı vusta olan ikindi namazından ahkoydular" denir. Bir diğer rivayette: "Sonra ikindiyi akşamla yatsı arasında kıldık" denir.

Buhari, Tefsir, Bakara 2, 42, Cihad 98, Meğazi 29, Daavat 58; Müslim, Mesacid 202-206, (627); Ebu Davud, 5, (409); Tirmizi, Tefsir, Bakara 2, (2987); Nesai, Salat 14 (1, 236); İbnu Mace, Salat 6, (684)
Bakara Suresi | TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR | Ali

Aişe'nin azadlısı Ebu Yunus anlatıyor: "Hz. Aişe (ra), kendisine bir mushaf yazmamı emretti ve dedi ki: "Şu ayete gelince bana haber ver: "Namazlara ve bilhassa orta namazına devam edin" (Bakara, 238). Yazarken bu ayete gelince ona haber verdim. Bana şunu imla ettirdi: "Namazlara ve orta namazına ve ikindi namazına devam edin ve Allah için yalvaranlar olarak eda edin" (Bakara, 238). Hz. Aişe (ra): "Ben bunu Resulullah'dan işittim" dedi.

Müslim, Mesacid 207, (629); Ebu Davud, Salat 5, (410); Tirmizi, Tefsir, Bakara 2, (2986); Nesai, Salat 6, (1, 236); Muvatta, Salat 25, (1,138-139)
Bakara Suresi | TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR | Ebu Yunus

Anlattığına göre, "Hz. Hafsa (ra)'ya bir mushaf yazıyormuş. Hz. Hafsa (ra) kendisinden, önceki hadiste "(Ebu Yunus'tan) Hz. Aişe'nin taleb ettiği hususu aynen taleb ettiğini anlatmıştır."

Muvatta, Cema'a 25, (1, 139)
Bakara Suresi | TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR | Amr İbnu Rafi

Bera İbnu'l-Azib (ra)'ten naklettiğine göre, demiştir ki: "Önce şu ayet nazil oldu: "Namazlara ve bilhassa ikindi namazına devam edin." Resulullah (sav) bunu bize Allah'ın dilediği müddetçe okudu. Sonra Allah bunu nashetti ve şu ayeti indirdi: "Namazlara ve bilhassa orta namazına devam edin." Şakik'in yanında oturmakta olan bir zat kendisine: "öyle ise bu ikindi namazıdır." Bera dedi ki: "Ben bu ayetin nasıl nazil olduğunu, Allah'ın nasıl neshettiğini sana haber verdim."

Müslim, Mesacid 208, (630)
Bakara Suresi | TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR | Şakik İbnu Utbe

İmam Malik (ra)'e ulaştığına göre, Ali İbnu Ebi Talib (ra)'e İbnu Abbas (ra), Ku'an'da zikri geçen "orta namaz"a, (salatu'l-vusta) sabah namazı demişlerdir. (Tirmizi, bu hadisi İbnu Abbas ve İbnu Ömer'den muallak (senetsiz) olarak zikretmiştir.)

Muvatta, Cema'a 28, (1, 137); Tirmizi, Salat 133, (182)
Bakara Suresi | TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR | Bilinmiyor

Zeyd İbnu Sabit ve Hz. Aişe (ra) "Orta namazı, öğlen namazıdır" derlerdi.

Muvatta, Cema'a 27, (1, 139); Tirmizi, Salat 133, (182); Ebu Davud, Salat 5, (411)
Bakara Suresi | TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR | Bilinmiyor

Ebu Davud'un Zeyd (ra)'den kaydettiğine göre, Hz. Resulullah (sav) öğle namazını zevalden sonra sıcağın en şiddetli olduğu saatte kılardı. Resulullah (sav)'ın kıldığı namazlar içinde ashabına en zor geleni bu namaz idi. Bunun üzerine şu ayet nazil oldu: "Namazlara ve orta namazına devam edin." Zeyd devamla dedi ki: "(Orta namazı, öğlen namazıdır, zira) bundan önce iki namaz var (birisi geceden -yatsı-, diğeri gündüzden -sabah-), ondan sonra da iki namaz var (biri gündüzden -ikindi- diğeri geceden -akşam-)".

Ebu Davud, Salat 5, (411)
Bakara Suresi | TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR | Zeyd

Hz. Osman (ra)'a, Bakara suresinde geçen: "Sizden zevceler (ini geride) bırakıp ölecek olanlar eşlerinin (kendi evlerinden) çıkarılmayarak yılına kadar faidelenmesini (bakılmasını) vasiyyet etsinler" (Bakara 240), ayeti diğer bir ayetle (Bakara, 234) neshedildiği halde niçin bu mensuh ayeti de Kur'an-ı Kerim'e yazıyorsunuz?" diye sordum. Bana şu cevabı verdi: "Ey kardeşim oğlu bu ayeti terk mi edelim, (bunu mu söylüyorsun)? Hayır, ben hiçbir şeyi yerinden oynatmam.

Buhari, Tefsir, Bakara, 2, 45
Bakara Suresi | TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR | Abdullah İbnu'z-Zübeyr

Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurdular: "Her şeyin bir şerefesi var. Kur'an-ı Kerim'in şerefesi de Bakara süresidir. Bu surede bir ayet vardır ki, Kur'an ayetlerinin efendisidir: Ayetü'l-Kürsi

Tirmizi, Sevabul-Kur'an 2, (2881)
Bakara Suresi | TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR | Ebu Hüreyre

Resulullah (sav) bana: "Ey Ebu'l-Münzir, Allah'ın Kitabından ezberinde bulunan hangi ayetin daha büyük olduğunu biliyor musun?" diye sordu. Ben: "O Allah ki, O'ndan başka ilah yoktur, O, Hayy'dır, Kayyum'dur (yani diridir her şeye kıyam sağlayandır) (Bakara, 225) -ki buna Ayet'ü'l-Kürsi denir- dedim. Göğsüme vurdu ve: "İlim sana mübarek olsun ey Ebu'l-Münzir! dedi."

Müslim, Müsafirin 258, (810); Ebu Davud, Vitr, 17, Salat 325, (1460)
Bakara Suresi | TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR | Übey İbnu Ka'b

Resulullah (sav) beni Ramazan zekatını muhafazaya tayin etmişti. Derken kara bir adam gelerek zahireden avuç avuç almaya başladı. Ben derhal kendisini yakaladım ve: "Seni Resulullah (sav)'a çıkaracağım" dedim. Bana: "Ben fakir ve muhtaç bir kimseyim, üstelik üzerimde bakmak zorunda olduğum çoluk-çocuk var, ihtiyaçlarım cidden çoktur, şiddetlidir" dedi. Ben de onu salıverdim. Sabah olunca, Hz. Peygamber (sav): "Ey Ebu Hüreyre! Dün akşamki esirini ne yaptın?" diye sordu. Ben: "Ey Allah'ın Resulü, bana şiddetli ihtiyacından ve çoluk-çocuktan dert yandı. Bunun üzerine ona acıyarak salıverdim" dedim. Resulullah (sav): "Ama o sana muhakkak yalan söyledi. Haberin olsun, o tekrar gelecek!" buyurdu. Bu sözünden anladım ki, herif tekrar gelecek. Binaenaleyh onu beklemeye başladım. Derken yine geldi ve zahireden avuçlamaya başladı. Ben de derhal yakaladım ve: "Seni mutlaka Resulullah (sav)'a çıkaracağım" dedim. Yine yalvararak: "Beni bırak, gerçekten çok muhtacım, üzerimde çoluk-çocuk var, bir daha yapmam" dedi. Ben yine acıdım ve salıverdim. Ertesi gün Resulullah (sav): "Ey Ebu Hüreyre, dün geceki esirini ne yaptın?" diye sordu. Ben: "Ey Allah'ın Resulü, bana ihtiyacından çoluk-çocuğundan dert yandı. Ben de acıdım ve salıverdim" dedim. "Ama" dedi, Resulullah: "O yalan söyledi fakat yine gelecek." Üçüncü sefer yine gözetledim. Yine geldi ve zahireden avuç avuç almaya başladı. Onu yine yakalayıp: "Seni mutlaka Hz. Peygamber (sav)'e götüreceğim. Bu üçüncü gelişin, üstelik sıkılmadan başka gelmeyeceğim deyip yine de geliyorsun" dedim. Yine bana rica ederek şöyle söyledi: "Bırak beni, sana birkaç kelime öğreteyim de Allah onlarla sana fayda ulaştırsın". Ben: "Nedir bu kelimeler söyle!" dedim. Bana dedi ki: "Yatağa girdin mi Ayetü'l-Kürsi'yi sonuna kadar oku. Bunu yaparsan Allah senin üzerine muhafız bir melek diker, sabah oluncaya kadar sana şeytan yaklaşamaz". Ben yine acıdım ve serbest bıraktım. Sabah oldu, Resulullah (sav): "Dün akşamki esirini ne yaptın?" diye sordu. Ben: "Ey Allah'ın Resulü, bana birkaç kelime öğreteceğini, bunlarla Allah'ın bana faide ihsan buyuracağını söyledi, ben de kendisini yine serbest bıraktım" dedim. Resul-i Ekrem (sav): "Neymiş onlar?" dedi. Ben: "Efendim, döşeğine uzandığın vakit Ayetü'l-Kürsi'yi başından sonuna kadar oku. (Bunu okursan) Allah'ın koyacağı bir muhafız üzerinden eksik olmaz ve ta sabaha kadar şeytan sana yaklaşmaz!" dedi, cevabını verdim. Resulullah (sav) bunun üzerine: "(Bak hele!) o koyu bir yalancı olduğu halde, bu sefer doğru söylemiş. Ey Ebu Hüreyre! Üç gecedir kiminle konuştuğunu biliyor musun?" dedi. Ben: "Hayır!" cevabını verdim. "O bir şeytandı" buyurdular.

Buhari, Vekale 10
Bakara Suresi | TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR | Ebu Hüreyre

Ravinin bir hücresi vardı ve içinde hurma bulunuyordu. Buraya bir gulyabani (cin) dadanmış gelip hurmadan alıyordu. Bu durumu Resulullah (sav)'a, açtı. Resulullah (sav) kendisine: "Git, tekrar görecek olursan "Allah'ın adıyla, Resulullah (sav)'a icabet et" dersin" buyurdu. Ebu Eyyub der ki: (Bekledim, tekrar gelince) yakaladım. Ancak, bir daha gelmeyeceğine dair yemin etti, ben de salıverdim.Sonra Resulullah (sav)'la karşılaştığımda Resulullah (sav): "Esirin ne oldu?" diye sordu. Ben: "Bir daha gelmeyeceğine dair yemin etti (ben de bıraktım)" dedim. Resulullah (sav): "O yalan söylemiş, o yalana alışkındır" buyurdu. Ebu Eyyüb, bir başka sefer yine geldiğini, yakalayınca gelmeyeceğine dair yine yemin ettiğini, yemini üzerine salıverdiğini anlatır. Resulullah (sav) tekrar: "Esirin ne oldu?" diye sorar. "Gelmeyeceğine dair yemin edince bıraktım" der. Resulullah (sav): "Yalan söylemiş, o zaten yalana alışkındır" buyurur. Ebu Eyyub (ra) üçüncü sefer yine yakalar ve: "Bu sefer seni bırakmayacağım, mutlaka Resulullah (sav)'a kadar götüreceğim" der. Bunun üzerine cin: "(Dinle beni) sana mühim bir şey hatırlatacağım: Ayet'ü'l-Kürsi var ya, onu evinde oku. O takdirde sana hiç ne şeytan ne başkası yaklaşamaz" der. (Ebu Eyyub yine salar) ve Hz. Peygamber (sav)'e gelir. Resulullah (sav): "Esirin ne oldu?" diye sorar. Olup biteni haber verince: "(Hayret), yalancı olduğu halde bu sefer doğruyu söylemiş" buyurur."

Tirmizi, Sevabu'l-Kur'an 3, (2883)
Bakara Suresi | TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR | Ebu Eyyüb

"Dinde zorlama yoktur" (Bakara 256) ayeti Ensar hakkında inmiştir. Şöyle ki: Medine'de çocuğu yaşamayıp ölen kadınlar, "çocuğum yaşarsa Yahudi dini üzerine yetiştireceğim" diye adakta bulunurdu. Benu Nadir Yahudileri Medine'den sürüldükleri vakit, bunlar arasında Yahudileştirilmiş çok sayıda Ensar çocuğu vardı. Ensariler: "Çocuklarımızı onlara terketmeyiz" dediler. Bunun üzerine Cenab-ı Hakk: "Dinde zorlama yoktur, artık iman ile küfür apaçık meydana çıkmıştır..." (Bakara) ayetini inzal buyurdu.

Ebu Davud, Cihad 126, (2682)
Bakara Suresi | TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR | İbnu Abbas

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Hz. İbrahim (a.s.)'in şu sözleriyle ifade ettiği şüpheyi yaşamaya biz ondan daha layıkız: "Ey Rabbim ölüleri nasıl dirilteceğini bana göster" demiş, (Allah: "Buna) inanmadın mı yoksa" demiş, o da: "İnandım, fakat kalbimin, (gözümle görerek) yatışması için (istedim, diye) söylemiştir (Bakara, 260). Allah, Lut (a.s.)'a rahmetini bol kılsın, aslında o çok muhkem bir kaleye sığınmıştı. Eğer, Hz. Yusuf (a.s.)'un kaldığı müddetçe hapiste ben kalsaydım, davete icabet ederdim."

Buhari, Enbiya 11, 15, 19, Tefsir, Yusuf 5, Tazir 9; Müslim, İman 238, (151), Fedail 152, (151); Tirmizi, Tefsir, Yusuf 12, (3115)
Bakara Suresi | TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR | Ebu Hüreyre

Önceki SayfaSonraki Sayfa

FacebookTwitterWhatsapp

    © Arkeolog