Arama

"Ey isa, şüphesiz ki seni vefat ettirecek olan (onlar değil) benim" ayetindeki (Al-i İmran, 55) seni vefat ettirecek olan (müteveffike) ibaresini "seni öldürecek olan" diye açıklanmıştır. Bu rivayeti Buhari, bab başlığında kaydetmiştir. (Tefsir, Suretu'l-Maide 13).

Buhari, Tefsir, Suretu'l-Maide 13
Al-i İmran Suresi | TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR | İbnu Abbas

Ensar'dan bir zat Müslüman olmuştu, sonra tekrar irtidat edip müşriklerin yanına gitti. Bilahere yaptığından pişman olup, kabilesine: "Resulullah (sav)'a sorun, benim için tevbe imkanı var mı?" diye haber saldı. Kavmi de Resulullah (sav)'a gelerek: Onun için tevbe etme şansı var mı?" diye sordular. Bunun üzerine şu ayet indi: "İnandıktan, Peygamberin hak olduğuna şehadet ettikten, kendilerine belgeler geldikten sonra inkar eden bir milleti Allah nasıl doğru yola eriştirir? Allah zalimleri doğru yola eriştirmez. İşte bunların cezası, Allah'ın, meleklerin, insanların hepsinin lanetine uğramalarıdır. Orada temellidirler; onlardan azab hafifletilmez; oların azabı geciktirilmez. Ancak bunun ardından tevbe edip düzelenler müstesnadır. Doğrusu Allah bağışlar ve merhamet eder" (Al-i İmran 86-89). Ayeti ona gönderdi, O da Müslüman oldu.

Nesai, Tahrimü'd-Dem 15, (7, 107)
Al-i İmran Suresi | TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR | İbnu Abbas

Ravinin babası ve ceddi tarikiyle anlattığına göre, Resulullah (sav)'ın "Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir ümmetsiniz" (Al-i İmran, 110) ayeti hakkında şunu söylediğini işitti: "Siz yetmiş ümmeti yetmişe tamamlayan sonuncu ümmetsiniz. Siz onların en hayırlısı ve Allah yanında en değerli olanısınız."

Tirmizi, Tefsir, Al-i İmran (3004); İbnu Mace, Zühd 34, (4288)
Al-i İmran Suresi | TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR | Behz İbnu Hakim

"Rabb'e kul olun (kunu Rabbaniyyin)" (Al-i İmran, 79) ayetiyle "Hakimler, fakihler olun" denmek istenmiştir" buyurmuştur. Buhari, bu hadisi bab başlığında kaydetmiştir (İlm 10)

Buhari, İlm 10
Al-i İmran Suresi | TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR | İbnu Abbas

Şu ayet bizim hakkımızda indi: "O zaman içinizden iki zümre za'f göster(mek iste)mişdi. Halbuki onların yardımcısı Allah'tı. Mü'minler ancak Allah'a güvenip dayanmalılar." (Al-i İmran, 122). Hz. Cabir devamla şu açıklamayı yaptı: "Biz iki zümreydik: Bir zümre Benü Harise, diğeri Benü Seleme. Ayette: "Allah onların yardımcısıdır" dendiği için bu ayet hakkımızda inmemiş olsaydı sevinmezdim,"

Buhari, Megazi 18, Tefsir, Al-i İmran 8; Müslim, Fedailu's-Sahabe 171, (2505)
Al-i İmran Suresi | TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR | Cabir

Resulullah (sav) Safvan İbnu Umeyye, Süheyl İbnu Amr ve el-Haris İbnu Hişam'a beddua ediyordu. Bunun üzerine şu ayet indi: "Allah'ın, onların tövbelerini kabul veya onlara azab etmesi işiyle senin bir ilişiğin yoktur; çünkü onlar zalimlerdir" (Al-i İmran, 128).

Buhari, Megazi 21, Tefsir, Al-i İmran 9; Tirmizi, Tefsir, Al-i İmran (3007, 3008); Nesai, Salat 121, (2, 203)
Al-i İmran Suresi | TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR | İbnu Ömer

Tirmizi'de geldiği üzere Resulullah (sav) Uhud günü şöyle demiştir: "Ey Allahım, Ebü Süfyan'a lanet et! Ey Allahım, el-Haris İbnu Hişam'a lanet et! Ey Allahım, Saffan İbnu Umeyye'ye lanet eti" Bunun üzerine: "Allah'ın onların tevbelerini kabul veya onlara azab etmesi işiyle senin bir ilişiğin yoktur, çünkü onlar zalimlerdir" (Al-i İmran, 128) mealindeki ayet indi.

Tirmizi, Tefsir, Al-i İmran (3007)
Al-i İmran Suresi | TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR | Bilinmiyor

Hz. Peygamber (sav)'in sabah namazında başını sonuncu rekatta kaldırdığı sırada "Ey Rabbim ... lanet" diye aynen yukandaki hadiste muhtevayı işittiğini söylemiştir.

Nesai, Salat 121 (2, 203)
Al-i İmran Suresi | TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR | İbnu Ömer

Hiçbir peygambere ganimete ve millet malına hıyanet yaraşmaz" (Al-i İmran, 161) ayeti, Bedir savaşı sırasında kaybolan kırmızı renkli bir kadife parçası hakkında nazil olmuştu. Cemaatten bazısı "Belki de Hz. Peygamber almıştır" demişti ki bunun üzerine yukandaki ayet nazil oldu."

Ebu Davud, el-Huruf ve'l-Kıraat 1, (3971); Tirmizi, Tefsir, Al-i İmran (3012)
Al-i İmran Suresi | TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR | İbnu Abbas

Resulullah (sav) ashabına şöyle dedi: "Uhut'da şehid olan kardeşleriniz var ya! Allah, onların ruhlarını yeşil kuşların içine koydu. Bunlar cennetin nehirlerine giden, cennet meyvelerinden yiyen ve Arşın gölgesine asılmış altından kandillere girip istirahat eden kuşlardır. Şehidler böylece güzel güzel yiyip içip dinlenince şöyle dediler: Kardeşlerimize bizden kim haber götürecek ve bildirecek ki bizler cennette dirileriz, rızıklanıyoruz? Bu haber gitmeli ki onlar cennete karşı isteksiz olmasınlar ve harpte korkak davranmasınlar!" Allah Teala onlara cevaben: "Sizin haberinizi ben duyuracağım" buyurdu ve şu ayeti indirdi: "Allah yolunda öldürülenleri ölü saymayın bilakis onlar Rabbleri katında diridirler. Allah'ın bol nimetinden onlara verdiği şeylerle sevinç içinde rızıklanırlar. Arkalarından kendilerine ulaşmayan kimselere, kendilerine korku olmadığını ve kendilerinin üzülmeyeceklerini müjde etmek isterler" (Al-i İmran, 169).

Ebu Davud, Cihad 27, (2520)
Al-i İmran Suresi | TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR | İbnu Abbas

Halk onlara: "Düşmanınız olan insanlar size karşı bir ordu topladılar, onlardan korkun" dediler. Bu, onların imanını artırdı da: "Allah bize yeter, o ne güzel vekildir" dediler" (Al-i İmran, 173) ayeti hakkında şu açıklamayı yaptı: "Bunu İbrahim (sav) ateşe atıldığı esnada söyledi, keza aynı şeyi Hz. Peygamber (sav), halk kendisine: "insanlar size karşı toplandılar" dediği zaman söyledi.

Buhari, Tefsir, Al-i İmran, 13
Al-i İmran Suresi | TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR | İbnu Abbas

Hz. Peygamber (sav) zamanında bir kısım münafıklar, Resulullah (sav) bir gazveye çıktığı vakit ondan ayrılıp geri kalırlar ve Resulullah (sav)'a muhalefet edip kaldıkları için rahatlarlar, sevinirlerdi. Resulullah (sav) Medine'ye dönünce de gelip andlar, yeminler içerek özürler beyan ederlerdi. Bir de isterlerdi ki, yapmadıkları şeylere övgüye, medh-u senaya mazhar olsunlar. Onların bu hali ile ilgili olarak şu ayet nazil oldu: "Ettiklerine sevinen ve yapmadıklarıyla övülmekten hoşlananların, sakın sakın onların azabtan kurtulacaklarını sanma, elem verici azab onlaradır" (Al-i İmran, 188).

Buhari, Tefsir, Al-i İmran 16, (6, 51); Müslim, Sıfatu'l-Münafıkin, 7 (2777)
Al-i İmran Suresi | TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR | Ebu Said

Emevi halifesi Mervan kapıcısına: "Ey Rafi! İbnu Abbas (ra)'a git ve de ki: "Eğer bizden herkes, ettiği ile sevinmesinden ve yapmadığı şeyle de övülmekten hoşlanmasından dolayı azab görecekse, toptan hep azaba maruz kalacağız demektir." İbnu Abbas (ra) kendisine bu söylenince şöyle dedi: "O ayetten size ne? O ayet, Ehl-i Kitap hakkında inmiştir." Sonra şu ayeti okudu: "Allah kitap verilenlerden, onu insanlara açıklayacaksınız ve gizlemeyeceksiniz diye ahid almıştı. Onlar ise, onu arkalarına atıp, az bir değere değiştiler. Alış-verişleri ne kötüdür. Ettiklerine sevinen ve yapmadıklarıyla övülmekten hoşlananların, sakın sakın onların azabtan kurtulacaklarını sanma, elem verici azab onlaradır." (Al-i İmran, 187-188). İbnu Abbas (ra) sözüne devam ederek şu açıklamayı yaptı: "Resulullah (sav) onlara bir husus sordu, gerçeği gizleyip, değişik şekilde yanlış cevap verdiler. Üstelik kendilerine sorduğu hususa verdikleri cevap sebebiyle medhedilmeyi beklediklerini de iş'ar ettiler. Ayrıca sorulan şeyi ona gizlemiş olmalarına da sevindiler."

Buhari, Tefsir, Al-i İmran 16 (6, 51); Müslim, Sıfatu'l-Münafıkin 8, (2778); Tirmizi, Tefsir, Al-i İmran (3018)
Al-i İmran Suresi | TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR | Humeyd İbnu Abdirrahman İbni Avf

"İster, amelce iyi, müttaki, isterse amelce kötü, facir kişi olsun, ölüm herkes hakkında hayırlıdır" buyurduktan sonra şu ayeti okudu: "İnkar edenler, kendilerine vermiş olduğumuz mühletin sakın kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Biz onlara ancak, günahları çoğalsın diye mühlet veriyoruz. Alçaltıcı azab onlaradır" (Al-i İmran, 178). Sonra da şu ayeti okudu: "Fakat Rablerinden sakınanlara, Allah katından ziyafetler bulunan, içlerinden ırmaklar akan, içinde temelli kalacakları cennetler vardır. Allah katındaki şeyler iyi olanlar için daha hayırlıdır" (Al-i İmran, 198). (Rezin kaydetmiş fakat, kaynak vermemiştir. Ancak bunu Hakim, el-Müstedrek'te (2, 298) tahric eder.)

Rezin
Al-i İmran Suresi | TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR | İbnu Abbas

"Ey Allah'ın Resulü, Allahu Teala'nın kadınları hicretle ilgili olarak zikrettiğini hiç işitmiyorum, niçin?" diye sordum. Bu sorum üzerine şu ayet indi: "Rableri dualarını kabul etti: Birbirinizden meydana gelen sizlerden, erkek olsun, kadın olsun iş yapanın işini boşa çıkarmam. Hicret edenlerin, memleketlerinden çıkanların, yolumda ezaya uğratılanların, savaşan ve öldürülenlerin günahlarını elbette örteceğim. And olsun ki, Allah katında bir nimet olarak, onları içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Nimetin güzeli Allah katındadır." (Al-i İmran, 195).

Tirmizi, Nisa, (3026)
Al-i İmran Suresi | TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR | Ümmü Seleme

Önceki SayfaSonraki Sayfa

FacebookTwitterWhatsapp

    © Arkeolog