Arama

Resulullah (sav) değnek, kamçı, ip ve benzeri şeylerde ruhsat tanıdı. Bunları bulan kimse (ilan etmeksizin) onlardan faydalanabilir.

Ebu Davud, Lukata 1, (1717)
Lukata (Buluntular) Hakkında | LUKATA (BULUNTULAR) BÖLÜMÜ | Cabir

Resulullah (sav) buyurdular ki: Kim, sahibinin beslemekten aciz kalarak bırakıverdiği bir hayvan bulur da, onu alıp ihya edecek olursa o onun olur."

Ebu Davud, Büyu 77, (3524, 3525)
Lukata (Buluntular) Hakkında | LUKATA (BULUNTULAR) BÖLÜMÜ | Amiru'ş-Şa'bi

Resulullah (sav) yolda giderken bir hurma tanesine rastlamıştı. "Eğer sadakadan (düşmüş) olacağından korkmasaydım bunu yerdim!" buyurdular.

Buhari, Büyu 4, Lukata 6; Müslim, Zekat 165, (1071); Ebu Davud, Zekat 29, (1651)
Lukata (Buluntular) Hakkında | LUKATA (BULUNTULAR) BÖLÜMÜ | Ebu Hureyre ve Enes

Resulullah (sav) hacının lukatasını nehyetti.

Müslim, Lukata 11, (1724); Ebu Davud, Lukata 1, (1719)
Lukata (Buluntular) Hakkında | LUKATA (BULUNTULAR) BÖLÜMÜ | Abdurrahman İbnu Osman et-Teymi

Anlattığına göre: "[Yedi yüz dirheme] bir cariye satın almış ve (borcunu ödemeden) sahibini kaybetmiştir. Bir yıl sahibini arayan İbnu Mes'ud onu bulamaz ve bu parayı, bir dirhem, iki dirhem şeklinde parça parça vermeye başlar ve: "Ey Allahım, bunu falanca adına sadaka kabul et! Eğer adam gelirse sadaka benim adıma olacak, borç da uhdemde kalacak!" der. İbnu Mes'ud der ki: "Sahibini bulamadığınız buluntu hakkında böyle hareket edin!"

Buhari, Talak 22, [Tercümede (bab başlığında) muallak olarak kaydedilmiştir]
Lukata (Buluntular) Hakkında | LUKATA (BULUNTULAR) BÖLÜMÜ | İbnu Mes'ud

Allah Teala hazretleri'nin (Tebük Seferi'nden geri kalmaları sebebiyle) tevbelerini kabul edip affettiği üç kişiden biri olan Hilal İbnu Ümeyye (ra) geldi. (Anlattığına göre) tarlasından evine yatsı vaktinde dönmüştü. Hanımının yanında bir adam buldu. Manzarayı gözleriyle görmüş, kulaklarıyla işitmişti. Sabah oluncaya kadar adamı ürkütüp telaşlandırmadı. Sabah olunca doğru Resulullah (sav)'ın yanma gitti. "Ey Allah'ın Resulü" dedi, "ben aileme geceleyin dönmüştüm, yanlarında bir adam buldum. Üstelik gözlerimle gördüm, kulaklanmla işittim." Resulullah (sav) getirdiği bu haberden hoşlanmadı, adama karşı sert davrandı. Bunun üzerine: "Kendi hanımlarına zina isnad eden, ancak, kendisinden başka şahidi bulunmayan kimse ise, doğru söylediğine dair Allah adına yemin ederek dört defa şahitlik eder. Beşinci şahitliğinde ise, eğer yalan söylüyorsa Allah'ın lanetinin kendi üzerine olmasını ister. Kadının Allah adına yemin ederek kocasının yalan söylediğine dair dört defa şahidlik etmesi ve beşinci şahitliğinde, eğer kocası doğru söylüyorsa Allah'ın lanetinin kendi üzerine olmasını istemesi, onun hakkındaki cezayı kaldırır" (Nur 6-9) mealindeki ayet nazil oldu. Vahiy hali Resulullah (sav)'ın üzerinden kalkınca: "Ey Hilal, müjde! Allah senin için bir kurtuluş ve kurtuluş yolu gösterdi" buyurdular. Hilal: "Ben Rabbim Teala hazretleri'nden bunu ümid ediyordum!" dedi. Resulullah (sav): "Kadına adam gönderin gelsin!" emretti. Kadın geldi. Ayet-i kerimeyi Resulullah ona okudu, ikisine de meselenin ciddiyetini hatırlattı ve ahiret azabının dünyadaki azabtan daha şidetli olacağını haber verdi. Bunun üzerine Hilal: "Vallahi kadın hakkında doğruyu söyledim!" dedi. Kadın da: "Hayır yalan söyledin!" dedi. Bunun üzerine Aleyhissalatu vesselam: "Aranızda lanetleşin!" emretti. Hilal'e: "Şehadet getir!" dendi. O da doğru söylediğine dair dört kere Allah'a şehadet etti. Beşinci sefer olunca kendisine: "Ey Hilal, Allah'tan kork, zira dünya azabı ahiret azabından pek hafiftir, senin bu yaptığın, üzerine azabı vacib kılmaktadır!" dendi. O yine: "Allah'a yemin olsun, ona iftira ediyorum diye bana celde yapılmadığı gibi, Allah da onun sebebiyle bana azab vermeyecektir!" dedi ve "Eğer yalancı ise, Allah'ın laneti üzerine olsun!" diye beşinci kere şehadette bulundu. Sonra kadına: "Şehadet getir!" dendi. Kadın da: "Hilal yalancıdır" diye dört kere Allah'a şehadette bulundu. Beşinci şehadete sıra gelince, kadına: "Allah'tan kork, zira dünyadaki azab ahiret azabından hafiftir. Bu yaptığın, üzerine azabı vacib kılmaktadır!" dendi. Kadıncağız bir müddet durakladı: Sonra: "Kavmimi, geri kalan zamanlarda rezil rüsvay edemem!" dedi ve beşinci defa: "Hilal doğru söyledi ise Allah'ın gazabı üzerime olsun!" diye şehadette bulundu. Bunun üzerine Aleyhissalatu vesselam aralarını ayırdı. Kadının çocuğunun babasının adıyla çağrılmamasına, kadına zina isnad edilmemesine, çocuğa da veled-i zina denmemesine, kim kadına veya çocuğa böyle bir isnadda bulunacak olursa hadd-i kazfe maruz kalacağına hükmetti. Keza bunlar ne boşanma ne de ölüm sebebiyle ayrılmadıkları için Hilal üzerinde, ne kadın için mesken ne de çocuk için nafaka mesuliyeti olmadığına hükmetti. Aleyhissalatu vesselam: "Eğer kadın kızılımsı, kabaları etsiz, sivri omuzlu, iki kabası sivri, bacakları ince bir çocuk dünyaya getirirse, bu çocuk Hilal'dendir. Eğer esmer, kısa saçı, iri yapılı, iri bacaklı, iri kabalı bir çocuk dünyaya getirirse bu çocuk, zina nisbet edilen şahsa aittir" buyurdular. Gerçekten kadın esmer renkli, kısa saçlı, iri yapılı, iri bacaklı, iri kabalı bir çocuk doğurdu. Aleyhissalatu vesselam: "Eğer (şehadetlerle yapılan) yeminler olmasaydı benimle o kadın arasında mesele olacaktı" buyurdular. [İkrime der ki: "Kadının çocuğu bundan sonra Mudar üzerine emir oldu, tesmiyede babasına nisbet edilmezdi. Hadisi Ebu Davud bu metnin aynısıyla rivayet etti. Kütüb-i Sitte, İbnu Ömer'den bu manada rivayette bulundular."]

Buhari, Talak 28, Şehadat 21, Tefsir, Nur 3; Ebu Davud, Talak 27, (2254, 2255, 2256); Tirmizi, Tefsir Nur, (3178)
Lian Hakkında | LİAN BÖLÜMÜ | İbnu Abbas

Resulullah (sav) Üveymir el-Aclani ile hanımı arasında lian uyguladı. Hanımı bu sırada hamile idi.

Nesai, Talak 36, (6,171)
Lian Hakkında | LİAN BÖLÜMÜ | İbnu Abbas

Resulullah (sav), birbirine lianda bulunan iki eşe lianlaşmayı teklif ettiği zaman beşinci yeminde, erkeğe elini ağzının üzerine koymasını emretti ve: "Bu (Allah'ın azabını) gerektiricidir!" buyurdu.

Nesai, Talak 40, (6,175)
Lian Hakkında | LİAN BÖLÜMÜ | İbnu Abbas

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Çocuk yatağa aittir. Zaniye de mahrumiyet vardır."

Buhari, Hudud 23, Feraiz 18; Müslim, Rada 37, (1458); Tirmizi, Rada 8, (1157); Nesai, Talak 48, (6, 180)
Çocuğun İlhakı Ve Neseb İddiası | LİAN BÖLÜMÜ | Ebu Hureyre

Utbe İbnu Ebi Vakkas, kardeşi Sa'd'a: "Zem'a'nın cariyesinden doğan oğlan bendendir, onu sahiplen" diye vasiyet etmişti. Fetih yılında onu Sa'd yakalayıp: "Bu kardeşimin oğludur, kardeşim onu bana vasiyet etmişti!" dedi.Afed İbnu Zem'a da: "O, benim kardeşimdir ve babamın cariyesinin oğludur, onun yatağında doğmuştur!" dedi. Problemin halli için Resulullah (sav)'a koştular. Sa'd (ra): "Ey Allah'ın Resulü! Bu kardeşimin oğludur. Kardeşim onun hakkında bana vasiyette bulundu. Hele onun benzeriiğine de bakın!" dedi. Abd: "O benim kardeşimdir ve babamın cariyesinin oğludur. Babamın yatağında doğdu!" dedi. Resulullah (sav), ondaki benzerliğe baktı Utbe'ye açık bir benzerlik gördü. Sonra: "Bu sana aitir ey Abd İbnu Zem'a. Çocuk yatağa aittir, zani için de mahrumiyet vardır" buyurdu. Sonra da Sevde Bintu Zem'a'ya: "Bunu (kardeşin bilme, ihtiyat et, ona karşı) tesettür et!" emretti. Bu emri, onun Utbe'ye olan benzerliği sebebiyle vermişti. O, kadını Allah'a kavuşuncaya kadar göremedi. Sevde, Resulullah (sav)'ın zevcesi idi.

Buhari, Vesaya 4, Büyu 3,100, Husumat 6, Itk 8, Feraiz 18, 28, Hudud 23, Ahkam 29; Müslim, Rada 36, (1457); Muvatta, Akdiye 20, (2, 739); Ebu Davud, Talak 34, (2273); Nesai, Talak 48, 49, (6,180,181)
Çocuğun İlhakı Ve Neseb İddiası | LİAN BÖLÜMÜ | Aişe

Bir adam Resulullah (sav)'a gelerek: "Ey Allah'ın Resulü! Benim siyah bir çocuğum dünyaya geldi" dedi. Adam, ta'riz yoluyla çocuğu nefyetmeyi teklif ediyordu. Aleyhissalatu vesselam, onun nefyedilmesine ruhsat vermedi. "Senin bir deven var mı?" dedi. Adam: "Evet" deyince: "Bunların renkleri nasıldır?" diye sordu. Adam: "Kırmızı!" dedi. Resulullah tekrar sordu: "Bunlar arasında boz renkli var mı?" "Evet!" dedi. Aleyhissalatu vesselam: "Peki bu nereden (geldi)?" dedi. Adam: "Belki bir damar çekmiştir" deyince, Aleyhissalatu vesselam da: "Senin oğlun da bir damara çekmiştir!" buyurdular.

Buhari, Talak 26, Hudud 41; Müslim, Lian 20, (1500); Ebu Davud, Talak 28, (2260, 2261, 2262); Tirmizi, Vela ve Hibe 4, (2129); Nesai, Talak 46, (6,178,179)
Çocuğun İlhakı Ve Neseb İddiası | LİAN BÖLÜMÜ | Ebu Hureyre

Bir adam kalkarak: "Ey Allah'ın Resulü! Falan benim çocuğumdur. Cahiliye devrinde ben annesiyle zina yapmıştım!" dedi. Resulullah (sav) şu cevapta bulundu: "İslam'da (neseb) iddiası yok. Cahiliye işi bitti artık. Çocuk yatağa aittir, zaniye de mahrumiyet vardır!"

Ebu Davud, Talak 34, (2274)
Çocuğun İlhakı Ve Neseb İddiası | LİAN BÖLÜMÜ | Amr İbnu Şuayb an ebihi an ceddihi

Resulullah (sav) (bir gün) yanıma mesrur olarak girdi, yüzünün çizgileri parlıyordu. "Hani, Mücezziz el-Müdlici var ya, az önce, Zeyd İbnu Harise ve Üsame İbnu Zeyd'e baktı da: "Şu ayaklar var ya (aralarında öyle benziyorlar ki) sanki birbirlerinden hasıllar" dedi" buyurdular.

Buhari, Fezailu'l-Ashab 17, Menakıb 23, Feraiz 31; Müslim, Rada 38, (1459); Ebu Davud, Talak 31, (226), 2268; Tirmizi, Vela vel-Hibe 5, (2130); Nesai, Talak 51, (6,184)
Çocuğun İlhakı Ve Neseb İddiası | LİAN BÖLÜMÜ | Aişe

Hz. Ömer (ra), İslam döneminde neseb iddiasında bulunanları cahiliye doğumlulara ilhak ediyordu. (Bir gün) iki kişi geldi. Her ikisi de, bir kadının çocuğunun kendisine ait olduğunu iddia ediyordu. Hz. Ömer, bir kaif çağırdı. Kaif adamlara baktı. Sonra: "Her ikisinin de çocukta iştirakleri var!" dedi. Hz. Ömer bu söz üzerine elindeki değneği kaife indirdi ve: "Nereden biliyorsun?" dedi. Sonra kadını çağırıp: "Bana haberini söyle!" emretti. Kadın, iki adamdan birini kastederek: "Şu var ya," dedi "ben ailemin devesini güderken bana gelirdi ve benden ayrılmazdı. O da ben de hamilelik başladı zannettik. Sonra o benden ayrıldı. Arkadan kan aktı (adet gördüm). Sonra da onun yerini diğeri aldı (bana temasta bulundu). Çocuğun hangisinden olduğunu bilmiyorum!" dedi. Kaif bu cevabı işitince tekbir getirdi. Hz. Ömer çocuğa dönerek: " Hangisini dilersen onu vekil kıl!" dedi.

Muvatta, Akdiye 22, (2, 740)
Çocuğun İlhakı Ve Neseb İddiası | LİAN BÖLÜMÜ | Süleyman İbnu Yesar

Sa'd İbnu Ebi Vakkas (ra)'ı dinledim. Demişti ki: "Resulullah (sav) buyurdular ki: "İslam'da bir kimse asıl baba varken bir başkasının babası olduğunu söylerse ve bu iddiasını da o kimsenin babası olmadığını bilerek yaparsa, cennet ona haramdır."

Buhari, Feraiz 29, Megazi 56; Müslim, İman 114, (63); Ebu Davud, Edeb 119, (5113)
Çocuğun İlhakı Ve Neseb İddiası | LİAN BÖLÜMÜ | Ebu Osman en-Nehdi

Önceki SayfaSonraki Sayfa

FacebookTwitterWhatsapp

    © Arkeolog