Arama

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Ölüler hakkında kötü konuşmayın, sonra dirileri üzersiniz."

Tirmizi, Birr 51, (1983)
Lanetleme Ve Sövme Hakkında | LANETLEME VE SÖVME BÖLÜMÜ | Mugire İbnu Şu'be

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Ölülerinizin iyiliklerini zikredin, kötülüklerini zikretmeyin."

Ebu Davud, Edeb 50, (4900); Tirmizi, Cenaiz 34, (1019)
Lanetleme Ve Sövme Hakkında | LANETLEME VE SÖVME BÖLÜMÜ | Abdullah İbnu Ömer

Resulullah (sav) bir seferdeydi. Ensardan bir kadın devesinin üzerinde giderken yüksek sesle devesine lanet okudu. Bunu işiten Aleyhissalatu vesselam: "Devenin üzerindeki eşyaları alın ve deveyi salıverin, zira artık o lanetlenmiştir" buyurdular. İmran (ra) der ki: "Sanki ben deveyi insanlar arasında yürürken görür gibiyim, kimse ona dokunmuyordu."

Müslim, Birr 80, (2595); Ebu Davud, Cihad 55, (2561)
Lanetleme Ve Sövme Hakkında | LANETLEME VE SÖVME BÖLÜMÜ | İmran İbnu Husayn

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Horoza sövmeyin! Zira o, namaz için uyandınyor."

Ebu Davud, Edeb 115, (5101)
Lanetleme Ve Sövme Hakkında | LANETLEME VE SÖVME BÖLÜMÜ | Zeyd İbnu Halid

Ali İbnu Ebi Talib (ra)'e bir adam gelerek: "Resulullah (sav)'ın sana tevdi ettiği sır nedir?" diye sormuştu. Hz. Ali buna öfkelendi ve: "Resulullah (sav), halka gizlediği hiçbir şeyi bana sır olarak vermedi. Şu kadar var ki, bana dört kelime söyledi!" dedi. Adam: "Nedir onlar, söyler misin?" deyince, Hz. Ali: "Allah'tan başkasının adına kesene Allah lanet etsin. Ebeveynine lanet edene Allah lanet etsin. Bid'atçıyı himaye edene Allah lanet etsin. Tarlanın sınır taşlarını değiştirene Allah lanet etsin!" [Rezin, İbnu Abbas'tan şu ziyadede bulundu: "A'mayı yoldan men eden mel'undur. Bir hayvana temasta bulunan mel'undur. Lut kavminin pis işini yapan mel'undur."]

Müslim, Edahi 43, (1978); Nesai, Dahaya 34, (7, 232)
Lanetleme Ve Sövme Hakkında | LANETLEME VE SÖVME BÖLÜMÜ | Ebu't-Tufeyl

Resulullah (sav) ribayı yiyeni, yedireni, riba akdini yazanı, sadakaya (zekata) mani olanı, dövme yapanı, dövme yaptıranı -hastalık sebebiyle olan hariç- hülle yapanı, hülle yaptıranı lanetledi."

Nesai, Zinet 25, (8,147)
Lanetleme Ve Sövme Hakkında | LANETLEME VE SÖVME BÖLÜMÜ | Ali

Annesi Amra Bintu Abdirrahman'dan naklen anlatıyor: "Resulullah (sav) nebbaş (mezar soyan) erkek ve kadınlara lanet etti."

Muvatta, Cenaiz 44, (1, 238)
Lanetleme Ve Sövme Hakkında | LANETLEME VE SÖVME BÖLÜMÜ | Muhammed İbnu Abdirrahman

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Allahım, ben senden hulf etmeyeceğin bir ahd talep ediyorum. (Biliyorsun) ben bir beşerim. Hangi mü'mine (hataen) eziyet verir, kırıcı söz sarfeder, lanette bulunur, değnek vurup (canım yakar)sam bu haksızlığı onun hakkında, kıyamet günü bir rahmet, (sevabında) bir artış, sana bir yaklaşma vesilesi kıl."

Buhari, Da'avat 34; Müslim, Birr 90, (2601)
Lanetleme Ve Sövme Hakkında | LANETLEME VE SÖVME BÖLÜMÜ | Ebu Hureyre

Resulullah (sav)'ın yanına iki kişi girdi. Resulullah'a bir şeyler söylediler. Fakat ne söylediklerini bilmiyorum. Söyledikleriyle Aleyhissalatu vesselam'ı kızdırmışlardı. Onlara lanet etti, sebbetti (kinci konuştu). Adamlar çıkınca: "Vallahi Ey Allah'ın Resulü! Bunların kazandığı hayrı kim kazanabilir?" dedim. "Bu da ne?" buyurdular. "Onlara lanet ettin, sebbettin" dedim. "Benim Rabbime ne şart koştuğumu bilmiyor musun? Dedim ki: "Allahım, ben bir beşerim. [Beşerin razı olduğu gibi razı olur, beşerin kızdığı gibi kızarım.] Öyleyse mü'minlerden hangisine [hak etmediği halde] lanet edersem, sebbedersem bunu onun hakkında [tabur (günahlarından temizlik vesilesi)], (sevabında) bir artış ve ücret kıl" buyurdular.

Müslim, Birr 88, (2600)
Lanetleme Ve Sövme Hakkında | LANETLEME VE SÖVME BÖLÜMÜ | Aişe

Ebu İdris el-Havlani, Ebu Zerr (ra)'den anlatıyor: "Resulullah (sav), aziz ve celil olan Rabbinden naklen anlattığına göre, Rabb Teala şöyle buyurmuştur: "Ey kullarım! Ben nefsime zulmü haram ettim, onu sizin aranızda da haram kıldım. Öyleyse birbirinize zulmetmeyin. Ey kullarım! Hidayet verdiklerim dışında hepiniz dall (doğru yoldan sapmışlar)sınız. Öyleyse benden hidayet isteyin de sizi hidayet edeyim! Ey kullarım! Benim yedirdiklerim hariç, hepiniz açlarsınız. Öyleyse benden yiyecek isteyin de size yiyecek vereyim! Ey kullarım! Benim giydirdiklerim hariç hepiniz çıplaklarsınız! Öyleyse benden giyinme talep edin de sizleri giydireyim! Ey kullarım! Sizler gece ve gündüz hata işliyorsunuz. Ben ise bütün günahları affederim. Öyleyse benden mağfiret talep edin de sizleri bağışlayayım. Ey kullarım! Bana zarar verme mevkiine ulaşamazsınız ki bana zarar veresiniz! Bana fayda sağlama mertebesine de ulaşamazsınız ki bana menfaat sağlayasınız. Ey kullarım! Şayet sizlerin öncekileri, sonrakileri; insi olanları, cinni olanları hepsi de sizden en muttaki bir insanın kalbi üzere olsaydınız, bu benim mülkümde hiç bir şeyi zerre miktar artırmazdı. Ey kullarım! Eğer sizin öncekileriniz ve sonrakileriniz, insi olanlarınız, cinni olanlarınız sizden en facir bir kimsenin kalbi üzere olsaydınız, bu benim mülkümden zerre kadar bir eksiklik hasıl etmezdi. Ey kullarım! Eğer sizlerin öncekileri ve sonrakileri, insi olanları, cinni olanları bir düzlükte toplanıp bana talepte bulunsay diniz, ben de her insana istediğini verseydim, bu, benim nezdimde olandan, iğnenin denize batırıldığı zaman hasıl ettiği eksilme kadar bir noksanlık ancak meydana getirirdi. Ey kullarım! Bunlar sizin amelleriniz, onları sizin için sayıyorum. Sonra bunların karşılığını size ödeyeceğim. Öyleyse sizden kim bir hayırla karşılaşırsa Allah'a hamd etsin. Kim de hayır değil de başka bir şey bulursa, kendinden başka bir şeyi levmetmesin (kınamasın, başına geleni kendinden bilsin)."

Müslim, Birr 55, (2577); Tirmizi, Kıyamet 49, (2497)
Mev'izeler Hakkında | MEV'İZELER BÖLÜMÜ | Ebu İdris el-Havlani

Resulullah (sav) gecenin üçte ikisi geçince kalkar ve: "Ey insanlar! Allah'ı zikredin! Allah'ı zikredin! "Sarsıcı" kesinlikle gelecektir; "takipçi" de onun arkasından gelecektir. Ölüm, içindeki (şiddet ve sıkıntılarla gelecek, (öyleyse ahirete hazırlanın!)" derdi. Übey devamla dedi ki: "Ey Allah'ın Resulü dedim, ben sana çok salat oku(mak istiyorum. (Duamda) ne miktarını sana salat u selam yapayım?" "Dilediğin kadar!" buyurdular. "Dörtte bir (yeter mi)?" dedim. "Dilediğin kadar!" buyurdular, "Eğer artırırsan, bu senin için daha hayırlı!" dediler. "Üçte iki(ye ne dersiniz?)" dedim. "Dilediğin kadar!" buyurdular, "Eğer artırırsan, bu senin için daha iyi!" dediler. "(Kendim için dua ettiğim vaktin) tamamını size salat u selam okumaya ayırayım mı?" dedim. "Bu takdirde, (dünyevi ve uhrevi) dilediğin kabul edilir, günahın affedilir!" buyurdular.

Tirmizi, Kıyamet 24, (2459)
Mev'izeler Hakkında | MEV'İZELER BÖLÜMÜ | Ubey İbnu Ka'b

Resulullah (sav) bir gün çıkıp Uhud şehidlerine cenazelere kıldığı namazla namaz kıldı. Sonra minbere geçti: "Ben dedi, sizden önce (havuzun başına) varacağım ve ben size şahidlik yapacağım. Şimdi, şu anda ben, vallahi havzımı görüyorum. Bana arzın hazinelerinin anahtarları verildi. Vallahi ben artık sizin benden sonra şirke düşmenizden korkmuyorum. Fakat sizin dünya hususunda birbirinizle rekabete, çekememezliğe düşmenizden korkuyorum."

Buhari, Rikak 53, 7, Cenaiz 73, Menakıb 25, Megazi 17, 27; Müslim, Fezail 30, (2296)
Mev'izeler Hakkında | MEV'İZELER BÖLÜMÜ | Ukbe İbnu Amir

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Üç şey vardır, (bunların doğruluğu hususunda size) yemin ederim. Ayrıca bir de hadis söyleyeceğim, bunları iyi belleyin: Kişinin malı sadaka sebebiyle eksilmez. Bir kula haksız zulüm yapılır o da sabrederse, Allah onun izzetini (dünya ve ahirette) mutlaka artırır. Bir kul dilenme kapısını açtı mı, onunla birlikte Allah da o zavallıya fakirlik kapısını açar."

Tirmizi, Zühd 17, (2326)
Mev'izeler Hakkında | MEV'İZELER BÖLÜMÜ | Ebu Kebşe el-Enmari

Bir rivayette şu ziyade mevcuttur: "Bir kul, Allah rızası için mütevazi olur, alçalırsa Allah onu mutlaka yüceltir. Size bir hadis söyleyeceğim, onu iyi belleyin: "Dünya dört kişi içindir: Bir kul vardır, Allah kendisine mal ve ilim vermiştir de kul, malı hususunda Allah'tan korkmakta, (mal ve ilmi kullanarak) sıla-ı rahm yapmakta, (mal ve ilimde) Allah'ın hakkı olduğunu bilmektedir; işte bu kimse en faziletli bir makamdadır. Bir kul vardır. Allah ona ilim vermiştir, mal vermemiştir, ama iyi niyetlidir ve "Malım olsaydı onu falan kişi gibi (hayırda) harcardım" der. İşte bu kimse niyetindekini yapmış gibi sevaba nail olur, ikisi de eşit şekilde ücrete konar. Bir kul vardır Allah ona mal vermiştir, fakat ilim vermemiştir. Malını cahilane harcar. Malı hususunda Rabbinden korkmaz. (Cimriliği, cahilliği sebebiyle) malıyla sıla-ı rahim yapmaz; malında Allah'ın da hakkı olduğunu hiç düşünmez, işte bu kimse, mertebelerin en düşüğündedir. Bir kul vardır, Allah ona ne ilim ne de mal vermiştir ama: "Eğer malım olsaydı, onunla filan kimsenin yaptıklarını ben de yapardım der. Bu da niyetiyle muamele görür. Niyet ettiği kimsenin vebalini aynen elde eder."

Tirmizi, Zühd 17, (2326); İbnu Mace, Zühd 21, (4228)
Mev'izeler Hakkında | MEV'İZELER BÖLÜMÜ | Ebu Kebşe el-Enmari

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kimin arzusu ahiret otursa, Allah onun kalbine zenginliğinden koyar ve işlerini derli toplu kılar, artık dünya ona hakir gelmeye başlar. Kimin hedefi de dünya otursa, Allah iki gözünün arasına (dünyanın) fakirliğini koyar, işlerini de darmadağınık eder. Netice olarak, dünyadan da eline, kendisine takdir edilmiş olandan fazlası geçmez."

Tirmizi, Kıyamet 31, (2467)
Mev'izeler Hakkında | MEV'İZELER BÖLÜMÜ | Enes

Önceki SayfaSonraki Sayfa

FacebookTwitterWhatsapp

    © Arkeolog