Arama

As İbnu Vail es Sehmi [kendi adına] yüz kölenin azad edilmesini vasiyet etti. Oğlu Hişam, ona bedel, elli tanesini azad etti. Oğlu Amr da ona bedel geri kalan elliyi azad etmek istedi ve: "Hele Resulullah (sa)'a bir sorayım!" dedi, ona gelip: "Ey Allah'ın Resulü! Babam, kendi adına, yüz köle azad edilmesini vasiyet etmişti. Hişam onun adına elli köle azat etti! Benim üzerime de elli tanesi kaldı. Onun adına ben azad edebilir miyim?" dedim. Aleyhlesalatu vesselam, bana: "Eğer o Müslüman idiyse, ona bedel azad etseniz veya ona bedel sadaka verseniz veya ona bedel hacc yapıverseniz bu ona ulaşırdı" buyurdular.

Ebu Davud, Vesaya 16, (2883)
Vasiyet Hakkında | VASİYET BÖLÜMÜ | Amr İbnu Şuayb an ebihi an ceddihi

Resulullah (sa) buyurdular ki: "Ey Ebu Zerr! Ben seni zayıf bir kimse görüyorum. Ben kendim için sevdiğimi senin için de aynen severim. Öyleyse iki kişi üzerine emir olmayasın, yetim malına da velilik yapmayasın."

Ebu Davud, Vesaya 4, (2868); Nesai, Vesaya 10, (6, 255)
Vasiyet Hakkında | VASİYET BÖLÜMÜ | Ebu Zerr

Bir adam Aleyhissalatu uesselam'a gelerek: "Ben fakirim, hiçbir şeyim yok, üstelik bir de yetimim var!" dedi. Aleyhissalatu vesselam: "Yetimin malından ye! Ancak bunu yaparken ne israfa kaç, ne aceleci ol, ne de kendine mal et" buyurdular.

Ebu Davud, Vesaya 8, (2872); Nesai, Vesaya 11, (6, 256)
Vasiyet Hakkında | VASİYET BÖLÜMÜ | Amr İbn Şuayb an ebihi an ceddihi

Resulullah (sa)'dan iki şey öğrendim: "İhtilamdan sonra yetimlik kalmaz, geceye kadar gün boyu sessiz durmak yoktur."

Ebu Davud, Vesaya 9, (2873)
Vasiyet Hakkında | VASİYET BÖLÜMÜ | Ali

Resulullah (sa)'a daha bi'set (peygamberlik) gelmez­den önce bir şey satın almıştım. O alış-verişten ona hala bir miktar (borç) bakiyesi kalmıştı. Ben o kalanı, kendisine yerinde vermeyi vaadettim. Ama bunu unuttum. Üç gün geçtikten sonra hatırladım, geldiğimde o hala (sözleştiğimiz) yerindeydi. "Ey genç, bana meşakkat verdin, ben üç gündür burada seni bekliyo­rum!" buyurdular.

Ebu Davud, Edeb 90, (4996)
Vaad Hakkında | VAAD BÖLÜMÜ | Abdullah İbnu Ebi'l-Hamsa

Resulullah (sa) buyurdular ki: "Bahreyn'in sadaka malı geldi mi sana şöyle şöyle (avuç avuç) vereceğim" dedi ve üç kere eliyle gösterdi. Bahreyn'in malı gelmezden önce Aleyhissalatu vesselam vefat etti. Mal Hz. Ebu Bekr'e gelince, bir münadi ile halka şöyle ilanda bulundu: "Kime Resulullah'ın bir vaadi veya bir borcu var idiyse bana gelsin!" Cabir der ki: "Ben hemen Hz. Ebu Bekr (ra)'e gittim ve Resulullah (sa)'ın "Bahreyn'in sadaka malı geldi mi ben sana şöyle şöyle vereceğim" deyip üç kere iki eliyle işaret yaptığını söyledim. Bunun üzerine Hz. Ebu Bekr bana derhal verdi. Cabir der ki: "Bundan sonra da Ebu Bekr'e rastladım ve yine istedim. Ama bu sefer vermedi. Sonra tekrar ona geldim, yine vermedi, sonra üçüncü sefer geldim yine vermedi. Ben de: "Sana bir geldim vermedin, sonra bir daha geldim yine vermedin, bir kere daha geldim yine vermedin. Ya bana verirsin, ya da seni bana karşı cimri bileceğim" dedim. Bunun üzerine: "Bana karşı cimri bileceğim mi dedin? Cimrilikten daha kötü hangi hastalık var?" dedi ve bunu üç kere tekrar etti ve devam etti: "Ben seni reddettiğim her defasında (içimden) sana vermek istedim" dedi. (Bana bir avuç avuçlayıp verdi)


Vaad Hakkında | VAAD BÖLÜMÜ | Cabir

Cabir İbnu Abdillah'ı din­ledim. Diyordu ki: "Hz. Ebu Bekr'e geldim. Ebu Bekr bana [birkaç avuç avuçlayıp ver­dikten sonra] "Şunları bir say!" dedi. Ben de saydım. Hepsi beş yüz taneydi. Hz. Ebu Bekr: "Bunun iki mislini al!" dedi."

Buhari, Hibe 18, Kefalet 3, Şehadat 28, Humus 17; Müslim, Fezail 60, (2314)
Vaad Hakkında | VAAD BÖLÜMÜ | Muhammed İbnu Ali

Anlattığına göre, "Resulullah (sa), kendisine bir dinar vererek kur­banlık bir koç almaya gönderdi. Çarşıdan bir dinara bir kurbanlık satın aldı. Ancak onu (beriye gelince) iki dinara sattı. Geri dönüp bir dinara bir koç satın aldı. Böylece Resulullah (sa)'a bir dinar ve bir koçla geldi. Resulullah dinarı tasadduk etti. Hakim'e de bu ticaretinde mübarek kılması için Allah'a dua etti."

Ebu Davud, Büyu 28, (3386); Tirmizi, Büyu 34, (1257)
Vekalet Hakkında | VEKALET BÖLÜMÜ | Hakim İbnu Hizam

Hz. Ömer (ra) Hayber'de (ganimetten) bir arazi sahibi oldu. (Bunu tasadduk etmesini emreden bir rüyayı üst üste üç gün görmesi üzerine) Resulullah (sa)'a, gelerek: "Ey Allah'ın Resulü! Ben Hayber'de bir tarlaya sahip oldum. Şimdiye kadar yanımda böylesine değerli bir arazim hiç olmadı. Bu tarla için bana ne emir buyurursunuz?" diye sordu. Aleyhissalatu vesselam: "Dilersen onun aslını (Allah için) hapset ve [gelirini] tasadduk et!" buyurdular. Bunu üzerine Hz. Ömer (ra) araziyi tasadduk etti ve aslının satılamayacağını ve satın alınamayacağını, varis olunamayacağını, hibe edilemeyeceğini söyledi. Ravi der ki: "Ömer bu araziyi fakirlere, akrabalara, kölelere, Allah yolunda harcamalara ve yolculara bağışladı -Bir rivayette misafirlere de denmiştir-. Onun işlerini üzerine alanın ondan maruf üzere yemesinde veya bir dostuna yedirmesinde bir beis yoktur, yeter ki, malı kendine sermaye yapmasın."

Buhari, Şurut 19, Vesaya 28, İman 33; Müslim, Vasiyyet 15, (1632); Ebu Davud, Vesaya 13, (2878); Tirmizi, Ahkam 36, (1375); Nesai, Ahbas 1, (6, 230); İbnu Mace, Sadakat 4, (2396)
Vakıf Hakkında | VAKIF BÖLÜMÜ | İbnu Ömer

Abdulhamid İbnu Abdillah (İbni Abdillah) İbni Ömer İbnil-Hattab (ra), Hz. Ömer'in sadaka (kıldığı arazinin vakfiyesini) bana istinsah ediverdi. Şöyle yazılıydı: "Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla. Bu, Allah'ın kulu Ömer'in Semğ (nam arazi) hakkında yazdığı (vakfiyename)dir." Burada (Ravi Yahya İbnu Said) Hz. Ömer'le ilgili haberinde Nafi'in İbnu Ömer'den naklettiğinin benzerini anlattı ve: "Bir malı kendinin kılmaksızın" dedi. Yine o vakfiyenamede şu da vardı: "(Mütevellinin ihtiyacından sonra) onun mahsulünden her ne artarsa, bu, (sayılan diğer ödeme mahallerinden başka) dilenciler ve yoksullar içindir." Devamla der ki: "Kıssayı aynen nakletti ve dedi ki: "Semğ'in velisi dilerse, oranın mahsulünden ödeyerek köle satın alıp, arazinin işlenmesinde kullanır. Bunu Muaykib yazdı, Abdullah İbnul-Erkam şahid oldu." Bismillahirrahmanirrahim: Bu, Allah'ın kulu mü'minlerin emiri Ömer'in vasiyetidir. Eğer ona (Ömer'e) bir şey olursa (yani Ömer ölürse), Semğ, Sırma İbnu'l-Ekva ve orada(ki işleri yürütmek üzere) bulunan köle, Hayber'de bulunan yüz hisse ve orada bulunan köle, Vadi(l-Kura) da Muhammed (sa)'in bana taam olarak verdiği yüz (vask)ın idaresi, yaşadığı müddetçe Hafsa'ya aittir. (Hafsa'dan) sonra onun idaresi Hafsa'nın ailesinden re'y sahibi birine aittir, o şartla ki bu emval satılmaz, satın alınmaz. (Mütevelli, ihtiyaçtan artan mahsul) dilenci, muhtaç ve akrabalardan münasib gördüklerine infak eder. (Bu vakfın idaresini üzerine alan mütevellinin) bundan yemesinde, yedirmesinde veya o paradan köle satın almasında bir mahzur yoktur."

Ebu Davud, Vesaya 13, (2879)
Vakıf Hakkında | VAKIF BÖLÜMÜ | Yahya İbnu Said

Resulullah (sa) yemin teklif ettiği bir kimseye şöyle söyledi: "Haydi! Kendinden başka ilah olmayan Allah'a kasem ederek o kimsenin yani iddia sahibinin sende hiçbir şeyi olmadığına yemin et!"

Ebu Davud, Akdiye 24, (3620)
Yemin Kelimesi Ve Kendisiyle Yemin Edilenler | YEMİN BÖLÜMÜ | İbnu Abbas

Resulullah (sa)'ın yaptığı yeminlerin çoğu şöyleydi: "Kalpleri çeviren Zat'a yemin olsun, hayır!"

Buhari, Eyman 3, Kader 14, Tevhid 11; Muvatta, Nuzur 14; Ebu Davud, Eyman 16, (3263); Tirmizi, Nüzür 12, (1540); Nesai, Eyman 2, (7, 2, 3)
Yemin Kelimesi Ve Kendisiyle Yemin Edilenler | YEMİN BÖLÜMÜ | İbnu Ömer

Resulullah (sa) yeminde mübalağa edince: "Hayır! Ebu'l-Kasım'ın nefsini elinde tutan Zat-ı Zülcelal'e yemin olsun ki..." derdi.

Ebu Davud, Eyman 12, (3264); İbnu Mace, Kefarat 1, (2090)
Yemin Kelimesi Ve Kendisiyle Yemin Edilenler | YEMİN BÖLÜMÜ | Ebu Said

Yemin ettiği zaman Resulullah (sa)'ın yemini: "Hayır! Allah'a istiğfar ederim ki..." şeklindeydi.

Ebu Davud, Eyman 12, (326S)
Yemin Kelimesi Ve Kendisiyle Yemin Edilenler | YEMİN BÖLÜMÜ | Ebu Hureyre

Resulullah (sa)'a bir Yahudi uğradı ve: "Siz Müslümanlar Allah'a benzerler koşuyor ve sirke düşüyorsunuz ve diyorsunuz ki: "Allah istedi ben de istedim." Yine diyorsunuz ki: "Ka'be'ye yemin olsun!" Bunun üzerine Resulullah (sa) Ashab'a, yemin etmek istedikleri zaman "Ka'be'nin Rabbına kasem olsun!" demelerine ve: "Allah istedi sonra da ben istedim" demelerini emretti.

Nesai, Eyman 9, (7,6)
Yemin Kelimesi Ve Kendisiyle Yemin Edilenler | YEMİN BÖLÜMÜ | Katile Bintu Sayfi

Önceki SayfaSonraki Sayfa

FacebookTwitterWhatsapp

    © Arkeolog