Arama

Hz. Peygamber (sav)'e şu ayetten sordum: "Yerin başka bir yerle, göklerin de başka göklerle değiştirildiği, her şeye üstün gelen tek Allah'ın huzuruna çıktıkları günde sakın, Allah'ın peygamberlerine verdiği sözden cayacağını sanma" (İbrahim, 47-48). Ve dedim ki: "Ey Allah'ın Resulü. O gün insanlar nerede olacaklar?" "Sırat üzerinde" cevabını verdi.

Müslim, Münafikun 29, (2791); Tirmizi, Tefsir, İbrahim, (3120)
İbrahim Suresi | TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR | Aişe

Resulullah (sav)'ın arkasında çok güzel bir kadın namaz kılıyordu. Cemaatten bazıları onu görmemek için ön safa kaçıyor, (münafık ve cahil takımından) bazıları da en arka safa geliyor, rükuya vardığı zaman koltuğunun altında ona bakıyordu. Bu durum üzerine Cenab-ı Hakk şu ayeti indirdi: "Andolsun, sizden öne geçenleri de biz biliriz, geri kalanları da biz biliriz" (Hicr, 24).

Nesai, İmamet (2,118); Tirmizi, Tefsir, Hicr, (3122)
Hicr Suresi | TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR | İbnu Abbas

Resulullah (sav): "Mü'minin ferasetinden kaçının, çünkü o Allahu Teala'nın nuruyla bakar" buyurup sonra şu ayeti okudular: "Elbette bunda fikr u firaseti olanlar için ibretler vardır" (Hicr, 75).

Tirmizi, Tefsir, Hicr, (3125)
Hicr Suresi | TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR | Ebu Said

"Andolsun ki sana Seb'ul-Mesani'yi ve Kur'an-ı Azim'i verdik" (Hicr, 87) ayetinde geçen es-Seb'ul-Mesani, uzun süreler (tıvel)dir.

Nesai, Salat 26, (2,139)
Hicr Suresi | TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR | İbnu Abbas

"Kur'an'ı parçalayanlara da..." (Hicr, 91) ayetini açıklamak üzere: "Onlar Ehl-i Kitaptır, yani Yahudi ve Hıristiyanlar. Bunlar onu parçalara bölerek bazı kısımlarına inandılar, bazı kısımlarına inanmadılar" buyurmuştur.

Buhari, Tefsir, Hicr 4, Menakibu'l-Ensar 52
Hicr Suresi | TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR | İbnu Abbas

"Rablerine andolsun ki hepsini yaptıklarından sorumlu tutacağız" (Hicr, 92-93) ayeti ile ilgili olarak: "Onlar "Lailahe illallah" demekten sorumlu olacaklar" demiştir.

Tirmizi, Tefsir, Hicr, (3126); Buhari, hadisi bab başlığı olarak kaydetmiştir
Hicr Suresi | TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR | Enes

"Gönlü imanla dolu olduğu halde, zor altında olan kimse müstesna, inandıktan sonra Allah'ı inkar edip, gönlünü kafirliğe açanlara Allah katından bir gazab vardır, büyük azab da onlar içindir" (Nahi, 106) ayetindeki umumi hükümden şöyle bir istisna yaptı: "Rabbin, türlü eziyete uğratıldıktan sonra hicret eden, Allah uğrunda savaşan ve sabreden kimselerden yanadır. Rabbin şüphesiz bundan sonra da bağışlar ve merhamet eder." (Nahl, 110). Burada kastedilen Abdullah İbnu Ebi Sarh'tır. Bu zat, Resulullah (sav)'ın vahiy katibi idi. Şeytan onu şaşırttı. Kafirlere katılmasına sebep oldu. Resulullah (sav) Fetih günü, onun öldürülmesini emretti. Araya Hz. Osman girerek affını diledi. Resulullah (sav) da onu affetti.

Nesai, Tahrimu'd-Dem 15, (7, 107)
Nahl Suresi | TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR | İbnu Abbas

Uhud savaşında Ensar'dan altmış dört, Muhacirlerden de altı kişi şehid düştü (ra). Bu şehidlerden biri de Hz. Hamza (ra) idi. Bunların cesetlerinden bazı uzuvlarını kopararak hakaretlerde bulundular. Bunun üzerine Ensar: "Bir gün bize de böyle bir fırsat düşerse, bu hakaretin daha fazlasını yapacağız" dediler. Mekke'nin fethi günü olunca şu ayet indi: "Eğer ceza vermek isterseniz size yapılanın ayniyle mukabele edin. Sabrederseniz andolsun ki bu sabredenler için daha iyidir." (Nahl, 126). Bir adam: "Bugünden sonra Kureyş yok!" dedi. Resulullah (sav) "Dört kişiden başka kimseye dokunmayın" diye emretti."

Tirmizi, Tefsir, Nahl, (3128)
Nahl Suresi | TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR | Übey İbnu Ka'b

"... Sana gösterdiğimiz rüya ile ve Kur'an'da lanetlenmiş ağaçla sadece insanları denedik..." (İsra, 60) mealindeki ayette geçen "rüya" için şu açıklamayı yaptı: "Bu, Resulullah (sav) Mirac gecesinde Beytu'l-Mak-dis'e götürüldüğü zaman gözüyle görmesidir. "Kur'an'da lanetlenmiş ağaç" da zakkum ağacıdır."

Buhari, Menakibu'l-Ensar 42, Tefsir, Benu İsrail 9, Kader 10; Tirmizi, Tefsir, Benu İsrail, (3133)
Benu İsrail Suresi | TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR | İbnu Abbas

"Bir şehri yok etmek istediğimiz zaman onun nimet ve refahtan şımarmış elebaşılarına (yola gelmelerini) emrederiz. Ama onlar orada iyice yoldan çıkarlar. Artık o şehir yok olmayı hakeder. Biz de onu yerle bir ederiz" (İsra, 16) ayetindeki "Şımarmış elebaşılarına emrederiz" ifadesiyle ilgili olarak şunu söylemiştir: "Biz cahiliye devrinde, sayıca artan bir kabile için: "falanca kabile arttı" derdik."


Benu İsrail Suresi | TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR | İbnu Mes'ud

"Onların taptıktan da Rablerine daha yakın olmak için vesile ararlar" (İsra, 57) ayeti hakkında şu açıklamayı yaptı: "İnsanlardan bir grup, cinlerden bir gruba tapıyorlardı. Bu cinniler Müslüman oldular, insanlar hala bunlara tapmaya devam ettiler. Bunun üzerine ayet nazil oldu.

Buhari, Tefsir, Benu İsrail 7, 8; Müslim, Tefsir 28, (3030)
Benu İsrail Suresi | TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR | İbnu Mes'ud

Resulullah (sav), "Bir gün bütün insanları önderleriyle beraber çağırırız" (İsra, 71) mealindeki ayetle ilgili olarak şunu söyledi: Onlardan biri çağırılır. (Amellerinin yazıldığı) kitap sağ eline verilir. Vücudu altmış zira' genişletilir, yüzü beyazlaştırılır. Başına pırıl pırıl yanan inciden bir taç geçirilir. Bu haliyle arkadaşlarının yanına döner. Arkadaşları onu uzaktan görünce: "Ey Rabbimiz bunu bize de ver ve onu hakkımızda mübarek kıl" derler. O, yanlarına gelir ve onlara: "Müjde sizlere! Herbirinize bunun bir misli var" der. Kafire gelince, onun suratı kararır. Onun da vücudu, altmış zira' genişletilir. Ona da bir taç giydirilir. Arkadaşları onu görünce: "Bunun şerrinden Allah'a sığınırız. Ey Rabbimiz onu bize verme" derler. Bu da arkadaşlarının yanına gelir. Onlar: "Ey Rabbimiz, onu zelil et" derler. O da: "Allah sizi rahmetinden uzak tuttu, sizden herkese bunun bir misli verilmiştir" der.

Tirmizi, Tefsir, Benu İsrail, (3135)
Benu İsrail Suresi | TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR | Ebu Hüreyre

"Güneşin kayması (düluku'ş-şems) anından gecenin kararmasına kadar güzelce namaz kıl" (İsra, 78) ayetinde geçen düluku'ş-şems'ten maksad, "güneşin meyli" derdi.

Muvatta, Vukutu's-Salat 19, (1, 11)
Benu İsrail Suresi | TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR | İbnu Ömer

Düluku'ş-şems tabirini, "İza fae'l'fey'u" diye açıklardı. (Bu da gölgenin batı cihetinden çekilip doğuya meyletmesidir. Bu da tam zeval dediğimiz öğle vaktini ifade eder. Güneş gökte tam tepededir ve artık batı cihetine meyletmektedir.) Ayetin devammda gelen "ğasaku'l-leyl" tabirini de, "gece ile gece karanlığının birleşmesi" diye açıklardı.

Muvatta, Vukutu's-Salat 20, (1, 11)
Benu İsrail Suresi | TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR | İbnu Abbas

"...Sabah namazı şahidlidir" (İsra, 78) ayeti hakkında Resulullah (sav) şu açıklamayı yapmıştır: "Onda gece melekleri de gündüz melekleri de, hazır bulunurlar" (Tirmizi hadisin sahih olduğunu söylemiştir)

Tirmizi, Tefsir, Benu İsrail, (3136)
Benu İsrail Suresi | TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR | Ebu Hüreyre

Önceki SayfaSonraki Sayfa

FacebookTwitterWhatsapp

    © Arkeolog