Arama

Müddessir suresinin 56. ayetinde geçen, "O, kendisinden korkulmaya daha layık, bağışlamaya daha ehildir" ifadesini Hz. Peygamber (sav)'in şöyle tefsir ettiğini belirtir: "Cenab-ı Hakk (burada) buyuruyor ki: "Ben korkulmaya layığım, kim benden korkarsa, kendine bir başka ilah edinmesin, onu affetmeye de ben ehilim, (bir başkası affedemez)"

Tirmizi, Tefsir, Müddessir, (3325); İbnu Mace, Zühd 35, (4299)
Müddessir Suresi | TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR | Enes

"Ey Muhammed! Cebrail sana Kur'an okurken, unutmamak için acele edip onunla beraber söyleme (sadece dinle)" (Kıyamet 16) mealindeki ayet hakkında şu açıklamayı yaptı: "Hz. Peygamber (sav) vahiy geldiği zaman büyük bir şiddet (ve ağırlık) hissederdi. Bunun tesiriyle dudaklarını kımıldatırdı. Bunun üzerine şu ayet indi. (mealen): "(Ey Muhammed, Cebrail sana Kur'an okurken acele edip onunla beraber söyleme (sadece dinle). Onu toplamak ve okutmak bize aittir" (Kıyamet 16). İbnu Abbas devamla der ki: "Ayette geçen "onun toplanması" tabirinden murad "(yeni nazil olan) ayetin Hz. Peygamber (sav)'in kalbinde toplanması, yerleşmesi, sonra da Hz. Peygamber (sav) tarafından okunmasıdır." "Biz vahyi okuduğumuz zaman, sen onun kıraatine uy" (18. ayet) ayetinde de, "Dinle ve sus, sonra onu sana biz okuturuz" denmektedir. Bu vahiyden sonra, Cibril (a.s.) vahiyle gelince, sadece dinlerdi. Cibril gidince yeni gelen vahyi, kendisine nasıl okunmuş ise, öylece okurdu."

Buhari, Tefsir, Kıyamet 1, 2, Bed'ü'l-Vahy 4, Fedailu'l-Kur'an 28, Tevhid43; Müslim, Salat 147, (448); Tirmizi, Tefsir, Kıyamet, (3326); Nesai, Salat 37, (2, 149, 159)
Kıyamet Suresi | TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR | İbnu Abbas

Mürselat suresinde geçen: "O (ateş), her biri sanki bir kasr (büyüklüğünde) kıvılcım atar" (32. ayet) mealindeki ayet hakkında şunu söyledi: "Biz kış için üç zira' boyunda veya daha küçük odun toplar, bunlara: "kasr" derdik. İbnu Abbas: Müteakiben gelen ... ayetinde geçen ... kelimesini de "Gemi halatlarıdır, (kuvvetli olmaları için) insanların belleri kalınlığına ulaşacak kadar kat kat edilmiş kalın halatlar" diye açıklamıştır.

Buhari, Tefsir, Mürselat 2
Mürselat Suresi | TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR | İbnu Abbds

Amme suresinde geçen "(Müttakiler için)... dolu kadehler (vardır)" (34. ayet) ayetini "mütemadiyen dolu kalan" diye açıklamıştır.

Buhari, Menakıbu'l-Ensar, 26
Amme Suresi | TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR | İkrime

Hz. Aişe (ra) buyurdu ki; Abese ve Tevella suresi ama olan İbnu Ümm-i Mektum hakkında nazil oldu. Şöyle ki: Bir gün Hz. Peygamber (sav)'in yanına geldi ve: "Ey Allah'ın Resulü beni irşad et" diye talebde bulunmaya başladı. O sıra Resulullah (sav)'ın yanında müşriklerin büyüklerinden biri vardı, İbnu Ümm-i Mektum'a cevap vermedi, o ısrar edince ondan yüzünü çeviriyor, öbürüne yöneliyor ve: "(Tevhid üzerine) söylediklerimde bir beis görüyor musun?" diye soruyordu. Müşrik: "Hayır!" diye cevap vermişti. İşte sure bunun üzerine indi."

Tirmizi, Tefsir, Abese, (3328); Muvatta, Kur'an 4, (1, 203)
Abese Suresi | TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR | Urve

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Sizler kıyamet günü ayakkabısız, çıplak ve sünnetsiz olarak haşir meydanında toplanacaksınız." Bu açıklama üzerine bir kadın sordu: "(Bu durumda) birbirimizin avret yerlerini görmez miyiz?" Resulullah (sav) (Abese suresinde geçen bir ayetle cevap verdi): "Ey kadın! "O gün herkesin kendine yeter derdi vardır" (37. Ayet).

Tirmizi, Tefsir, Abese, (3329)
Abese Suresi | TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR | İbnu Abbas

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kıyameti gözüyle görür gibi olmaktan hoşlanan kimse (şu sureleri okusun): "İze'ş-Şemsü Küvviret", "İze's'Semau'n-fetarat", "İze's-Semau'n-Şakkat"

Tirmizi, Tefsir, Tekvir, (859)
Tekvir Suresi | TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR | İbnu Abbas

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Çocukları diri olarak toprağa gömen de gömülen de ateştedir."

Ebu Davud, Sünnet, 18, (4717)
Tekvir Suresi | TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR | İbnu Mes'ud

Hz. Peygamber (sav) buyurdu ki: "Kul bir hata yaptığı zaman kalbinde siyah bir iz meydana gelir. Eğer kişi, o hatadan nefsini uzaklaştırır, af taleb eder ve tevbede bulunursa kalbi cilalanarak (leke silinir). Bilakis, aynı günahı işlemeye devam ederse, kalpteki leke artırılır. Hatta bir zaman gelir, kalbi tamamen kaplar, işte bu durum Cenab-ı Hakk'ın: "Bilakis, onların irtikab edegeldikleri, kalplerini paslandırmıştır" (Mutaffifm 14) mealindeki ayette zikrettiği pasdır."

Tirmizi, Tefsir, Mutaffifin (3331); İbnu Mace, Zühd 29, (4244)
Mutaffifin Suresi | TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR | Ebu Hüreyre

İnşikak suresinin 19. ayetinde geçen, "Bir tabakadan diğer tabakaya bineceksiniz" mealindeki, ... (ayetini biraz farklı okuyup): "Burada muhatap Peygamberiniz (sav)'dir, O'nun bir halden bir başka hale geçeceğini belirtmektedir" demiştir.

Buhari, Tefsir, İza's-Semau'n-Şakkat (İnşikak) 2
İnşikak Suresi | TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR | İbnu Abbas

Hz. Resulullah (sav) buyurdular ki: (Büruc süresinin), "İçlerinde burçları bulunan semaya, vaadedilen güne, şahidlik edene ve şahidlik edilene andolsun." ayetlerinde (1-3) geçen "vaadedilen gün"den maksad kıyamet günüdür; "şahidlik edilen gün"den maksad arefe günüdür; "şahidlik eden"den maksad da cuma günüdür." Resulullah (sav) devamla buyurdular ki: "Güneş, cumadan daha hayırlı bir gün üzerine ne doğdu ne de battı. Onda bir an vardır ki, hayır duası o ana rastlayan bir kulun duası, mutlaka kabul edilir, bir şerden sakınma (istiaze) talebinde bulunan kimse de mutlaka ondan sakındırılır."

Tirmizi, Tefsir, Büruc, (3336)
Büruc Suresi | TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR | Ebu Hüreyre

Resulullah (sav) mescidde iken huzuruna girdim. Bana: "Ey Ebu Zerr mescide tahiyye (selam vermek) gerekir" buyurdu. Ben: "Mescide verilecek selam nedir?" diye sorunca: "(Girince) kılacağın iki rek'at namazdır" dedi. Ben: "Ey Allah'ın Resulü, Hz. İbrahim ve Hz. Musa'nın suhuflarında olanlardan herhangi bir şey size indirildi mi?" diye sordum, şu cevabı verdi: "Ey Ebu Zerr! (Evet, şu mealdeki ayetler indi deyip okudu:) "Şüphesiz iyi temizlenen ve Rabbinin adını zikredip de namaz kılan kimse umduğuna erişmiştir. Belki siz dünya hayatını (ahiretten) üstün tutarsınız. Halbuki ahiret daha hayırlı, daha süreklidir. Şüphesiz ki bunlar evvelki sabitelerde, İbrahim ile Musa'nın sahifelerinde de vardır" (A'la, 14-19). Ben tekrar sordum: "Ey Allah'ın Resulü, Hz. İbrahim ve Hz. Musa (a.s.)'nın suhuflarında ne vardı?" "Bunlarda" dedi, "hep ibretli şeyler vardı, (mesela şöyle denmişti): Ölümü görüp bildiği halde gamsız-kedersiz yaşayana şaşarım, Cehenneme kesinlikle inandığı halde gülene şaşarım, içinde yaşayanlarla birlikte dünyanın devamlı değiştiğini görüp de ondan tatmin bulana şaşarım. Kadere inanıp da (haram-helal ayırımı yapmadan hırsla mal peşinde) yorulana şaşarım. Ahiret hesabına inanıp da o maksadla çalışmayana şaşarım" (Rezin ilavesidir, ed-Dürrü'l-Mensur'da (6, 341) daha uzun olarak kaydedilmiştir)

Rezin
A'la Suresi | TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR | Ebu Zerr

Resulullah (sav)'a (Fecr suresinin baş tarafında geçen) "tek" ve "çift" tabiriyle ne kastedildiği sorulmuştu, şu cevabı verdi; "Bunlar namazlardır. (Bildiğiniz gibi) bazısı çifttir, bazısı da tektir."

Tirmizi, Tefsir, Fecr, (3339)
Fecr Suresi | TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR | İmran İbnu'l-Husayn

Ben birgün Resulullah (sav)'ı bir hutbe sırasında dinledim. (Şems suresinde zikri geçen) deveden ve onu boğazlayandan bahsediyordu. Aleyhissalatu vesselam Efendimiz şöyle demişlerdir: "(Ayette geçen) "En azgını ileri atıldı" yani: "Deveyi öldürmek üzere kaba, güçlü ve kavmi içinde Ebu Zem'a gibi desteği olan bir adam fırlayıp (deveyi öldürdü). Sonra Hz. Peygamber (sav)'in (bu meseleyi bırakarak) kadınlarla ilgili şeylerden bahsetmeye başladığını işitim. Buyurdular ki: "Sizden biri hangi düşünceyle hanımını köle dövercesine dövmeye tevessül eder? Akşam olunca aynı yatakta beraber yatmayacaklar mı?" Ravi devamla der ki: "Sonra Resulullah (sav) cemaate yönelerek seslice yellenen kimseye gülenlere nasihatte bulundu ve; "Onun bu yaptığına niye gülüyorsunuz!" diyerek (gülmeyi yasakladı).

Buhari, Tefsir, Şems 1, Enbiya 17, Nikah 93, Edeb 43; Müslim, Cennet, (2855); Tirmizi, Tefsir, (3340)
Şems Suresi | TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR | Abdullah İbnu Zem'a

Resulullah (sav) hastalanmıştı, bir veya iki gece kalkamadı. Bir kadın gelerek: "Ey Muhammed, ümid ederim ki, şeytanın seni terketmiştir, zira iki veya üç gecedir sana geldiğini görmedim" dedi. Bunun üzerine şu ayet nazil oldu. (mealen): "Andolsun kuşluk vaktine, (insanların) süküna vardığı dem geceye ki, (Habibim) Rabbin seni terketmedi, sana darılmadı da" (Duha 1-3).


Duha Suresi | TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR | Cündeb İbnu Süfyan el-Beceli

Önceki SayfaSonraki Sayfa

FacebookTwitterWhatsapp

    © Arkeolog