Arama

Cum'a süresinin 9. ayetini Hz. Ömer'in şu şekilde okuduğunu söylemiştir: ...

Muvatta, Cum'a 5, (1, 106)
Kıraatler Hakkında Çeşitli Hadisler | KUR'AN'IN TİLAVETİ VE KIRAATI BÖLÜMÜ | İbnu Şihab

Anlattığına göre, Resulullah (sav) kendisine: "Allah, sana Kur'an okumanı emretti" demiş ve Lem yekunillezine keferü'yu ve bu süreden olmak üzere şunu okumuştur: "Allah indindeki din muvahhid islam dinidir, ne Hıristiyanlık, ne Yahudilik ne de Mecusilik değildir. Kim bir hayır yaparsa asla zayi olmayacak." Übey İbnu Ka'b: "Bana şunu da okudu" dedi: "Ademoğlunun bir vadi dolu malı olsa ikincisini de arar. İkincisini de elde etse üçüncüsünü arar. Ademoğlunun iç boşluğunu ancak toprak doldurur. Allah tevbe edenleri affeder."

Tirmizi, Menakıb (3894)
Kıraatler Hakkında Çeşitli Hadisler | KUR'AN'IN TİLAVETİ VE KIRAATI BÖLÜMÜ | Übey İbnu Ka'b

Hz. Ebu Bekir (ra), (irtidad edenlere karşı yapılan) Yemame Savaşı sırasında beni çağırttı. Gittim. Yanında Hz. Ömer (ra) oturuyordu. Ebu Bekir bana: "Bak! Ömer bana gelip: "Kurra'nın da katılmış bulunduğu Yemame savaşları şiddetlendi. Ben her yerde kurraları tüketeceğinden, onlarla birlikte Kur'an'nın da çokça zayi olacağından korkuyorum. Bu sebeple Kur'an'ın cemedilmesini emretmeni uygun görüyorum!" dedi. Ben kendisine: "Resulullah'ın yapmadığı bir şeyi nasıl yaparım?" diye cevap verdim. Ancak Ömer (ra): "Bunda hayır var!" diye ısrar etti. Ben her ne kadar bu meseleye yanaşmak istemedi isem de Ömer, taleb ve müracaatlarının peşini bırakmadı. Sonunda Allah, Ömer'de aklını yatırdığı şeye benim de aklımı yatırdı. Ben de meselenin gereğine aynen Ömer gibi inanmaya başladım." Zeyd devamla der ki: "Ebu Bekir (ra) bana yönelerek şunu söyledi: "Sen genç, akıllı bir kimsesin, hiç bir hususta sana karşı bir itimadsızlığımız yok. Üstelik sen Resulullah (sav)'ın vahiy katipliği yaptın, nazil olan vahiyleri yazdın. Şimdi Kur'an'ın peşine düş ve onu cemet!" Zeyd (ra) der ki: "Allah'a yemin olsun, Ebu Bekir bana dağlardan birini taşıma vazifesi verse bu teklif ettiği işten daha ağır gelmezdi. Kendisine itiraz ettim: "Siz, Resulullah (sav)'ın yapmadığı bir şeyi nasıl yaparsınız?" dedim. Ebu Bekir (ra) beni ikna için: "Vallahi bu, hayırlı bir iştir!" dedi, taleb ve müracaatlarının peşini bırakmadı, öyle ki, sonunda Allah, Hz. Ebu Bekr'in aklını yatırdığı gibi bu işe benim aklımı da yatırdı. Artık Kur'an'ın peşine düştüm. Onu kumaş parçaları, hurma yaprakları, düz taş parçaları ve ezberlemiş olanların hafızalarından toplamaya başladım. Tevbe süresinin son kısmını Huzeyme -veya Ebu Huzeyme el-Ensari'nin yanında buldum. Bu kısmı ondan başkasının yanında bulamamıştım. (Cem ettiğim) sahifeler Hz. Ebu Bekir (ra)'in yanında idi. Vefat edinceye kadar da orada kaldı. Sonra Hz. Ömer (ra)'e intikal etti. Allah ruhunu kabzedinceye kadar onun yanında kaldı. Sonra Resulullah'ın zevce-i pakleri Hafsa Bintu Ömer İbni'l-Hattab (ra)'a intikal etti ve onun yanında kaldı."

Buhari, Fedailu'l-Kur'an 3, 4, Tefsir, Tevbe 20, Ahkam 37; Tirmizi, Tefsir, Tevbe, (3102)
Kur'an'ın Tertibi Ve Cem'i | KUR'AN'IN TERTİBİ BÖLÜMÜ | Zeyd İbnu Sabit

Zühri, Hz. Enes (ra)'den rivayet ediyor: "Huzeyfe (ra) Hz. Osman (ra)'ın yanına geldi ve: "Ey Emirül-Mü'minin! Yahudiler ve Hıristiyanlar gibi, kitapları hakkında ihtilafa düşmeden, bu ümmetin imdadına yetiş!" dedi, Hz. Osman (ra) derhal Hz. Hafsa (ra)'ya birisini yollayarak: "Sendeki Suhufu bize gönder, istinsah edip sana tekrar iade edeceğiz" diye haber saldı. Hz. Hafsa (ra) da gönderdi. Hz. Osman (ra) Kur'an'ın istinsahı için Zeyd İbnu Sabit, Abdullah İbnu'z-Zübeyr, Said İbnu'l-As ve Abdullah İbnu'l-Haris İbni Hişam (ra)'a emretti: Onlar da bunu istinsah ettiler. Hz. Osman Kureyşli gruba: "Kur'an-ı Kerim'le ilgili olarak herhangi bir hususta siz ve Zeyd İbnu Sabit ihtilaf edecek olursanız, onu Kureyş lisanına uygun olarak yazın. Çünkü Kur'an onların lisanı üzere indi" dedi. Çalışma esnasında heybet bu minval üzere hareket ettiler. Suhufu mushaflar halinde ortaya koyma işi bitince, Hz. Osman (ra) her diyara bir mushaf gönderdi. Ayrıca bunun haricinde kalan bir sahife veya mushafın yakılmasmı emretti. Zeyd (ra) der ki: "Resulullah (sav)'dan işitmiş olduğum, Ahzab süresine ait bir ayet(e ait yazılı parça bana gelmemişti), eksikti. Onu araştırdım. Sonunda Huzeyme İbnu Sabit el-Ensari (ra)'de çıktı. Resulullah (sav) onun şahitliğini iki kişinin şahitliğine denk tutmuştu. Bu ayet şu idi: (Mealen): "Mü'minlerden Allah'a verdiği ahdi yerine getiren kimseler vardır. Kimi, bu uğurda canını vermiş, kimi de beklemektedir. Ahdlerini hiç değiştirmemişlerdir" (Ahzab 23).

Buhari, Fedailu'l-Kur'an 2, 3, Menakıb 3; Tirmizi, Tefsir, Tevbe, (3103)
Kur'an'ın Tertibi Ve Cem'i | KUR'AN'IN TERTİBİ BÖLÜMÜ | Enes

O gün ... kelimesinde ihtilaf ettiler. Zeyd İbnu Sabit ... dedi. İbnu'z-Zübeyr ve Said İbnu'l-As ... dediler. Anlaşamayıp, ihtilafı Hz. Osman'a arzettiler. Hz. Osman: "... yazın, çünkü o Kureyş lisanıyla (inmiş)tir" dedi."


Kur'an'ın Tertibi Ve Cem'i | KUR'AN'IN TERTİBİ BÖLÜMÜ | İbnu Şihab

Resulullah (sav) zamanında Kur'an-ı Kerim'i dört kişi cem'etmiştir ve hepsi de Ensari'dir: Übey İbnu Ka'b, Muaz İbnu Cebel, Zeyd İbnu Sabit, Ebu Zeyd (ra). Enes'e: "Ebu Zeyd de kim?" diye sorunca: "Amcalarımdan biri" dedi."

Buhari, Fedailu'l-Kuran 8, Menakıbu'l-Ensar 17; Müslim, Fedailu's-Sahabe 119, (2465); Tirmizi, Menakıb, (3796)
Kur'an'ın Tertibi Ve Cem'i | KUR'AN'IN TERTİBİ BÖLÜMÜ | Enes

Buhari'nin bir diğer rivayetinde İbnu Abbas (ra): "Resulullah (sav) zamanında Muhkem'i cem'ettim" demiştir. Yanındakiler kendisinden: "Muhkemle neyi kastediyorsun?" diye sorunca: "Muhkem, mufassal (sureler)dir" diye cevap vermiştir.

Buhari, Fedailu'l-Kur'an 25
Kur'an'ın Tertibi Ve Cem'i | KUR'AN'IN TERTİBİ BÖLÜMÜ | İbnu Abbas

Abdullah İbnu Mes'ud (ra) bize iki hadis rivayet etti. Bunlardan biri Hz. Peygamber (sav)'den di, diğeri de kendisinden. Dedi ki: "Mü'min günahını şöyle görür: "O, sanki üzerine her an düşme tehlikesi olan bir dağın dibinde oturmaktadır. Dağ düşer mi diye korkar durur. Facir ise, günahı burnunun üzerinden geçen bir sinek gibi görür" İbnu Mes'ud bunu söyledikten sonra eliyle, şöyle diyerek, burnundan sinek kovalar gibi yapmıştır. Sonra dedi ki: "Ben Resulullah (sav)'ın şöyle söylediğini duydum: "Allah, mü'min kulunun tevbesinden, tıpkı şu kimse gibi sevinir: "Bir adam hiç bitki bulunmayan, ıssız, tehlikeli bir çölde, beraberinde yiyeceğini ve içeceğini üzerine yüklemiş olduğu bineği ile birlikte seyahat etmektedir. Bir ara (yorgunluktan) başını yere koyup uyur. Uyandığı zaman görür ki, hayvanı başını alıp gitmiştir. Her tarafta arar ve fakat bulamaz. Sonunda aç, susuz, yorgun ve bitap düşüp: "Hayvanımın kaybolduğu yere dönüp orada ölünceye kadar uyuyayım" der. Gelip ölüm uykusuna yatmak üzere kolunun üzerine başını koyup uzanır. Derken bir ara uyanır. Bir de ne görsün! Başı ucunda hayvanı durmaktadır, üzerinde de yiyecek ve içecekleri. İşte Allah'ın, mü'min kulunun tevbesinden duyduğu sevinç, kaybolan bineğine azığıyla birlikte kavuşan bu adamın sevincinden fazladır." Müslim'in bir rivayetinde şu ziyade var: "(Sonra adam sevincinin şiddetinden şaşırarak şöyle dedi: "Ey Allah'ım, sen benim kulumsun, ben de senin Rabbinim"

Buhari, Da'avat 4; Müslim, 3, (2744); Tirmizi, Kıyamet 50, (2499, 2500)
Tevbe | TEVBE İLE İLGİLİ BÖLÜM | Haris İbnu Süveyd

Saffan İbnu Assal el-Muradi (ra) bize, Resulullah (sav)'in şöyle söylediğini rivayet etti: "Mağrib cihetinde bir kapı vardır. Bu kapının genişliği veya bunun genişliği binekli bir kimsenin yürüyüşüyle kırk veya yetmiş senedir. Allah o kapıyı arz ve semaları yarattığı gün yarattı, işte bu kapı, güneş batıdan doğuncaya kadar tevbe için açıktır."

Tirmizi, Da'avat 102, (3529)
Tevbe | TEVBE İLE İLGİLİ BÖLÜM | Zirrü'bnü Hubeyş

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kim güneş batıdan doğmazdan evvel tevbe ederse Allah tevbesini kabul eder."

Müslim, Zikr 43, (2703)
Tevbe | TEVBE İLE İLGİLİ BÖLÜM | Ebu Hüreyre

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Son nefesini vermedikçe Allah, kulun tevbesini kabul eder."

Tirmizi, Da'avat 103, (3531); İbnu Mace, Zühd 30, (4253)
Tevbe | TEVBE İLE İLGİLİ BÖLÜM | İbnu Ömer

Hz. Peygamber (s)a buyurdular ki: "Aziz ve Celil olan Allah, gündüz günah işleyenlerin tevbesini kabul etmek için geceleyin elini açar. Gece günah işleyenlerin tevbesini kabul etmek için de gündüz elini açar, bu hal, güneş batıdan doğuncaya kadar devam edecektir" Burada "el", Allah'ın ihsan ve fazlından kinayedir.

Müslim, Tevbe 32, (2760)
Tevbe | TEVBE İLE İLGİLİ BÖLÜM | Ebu Musa

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Sizden önce yaşayanlar arasında doksan dokuz kişiyi öldüren bir adam vardı. Bir ara yeryüzünün en bilgin kişisini sordu. Kendisine bir rahib tarif edildi. Ona kadar gidip, doksan dokuz kişi öldürdüğünü, kendisi için bir tevbe imkanının olup olmadığını sordu. Rahib: "Hayır yoktur!" dedi. Herif onu da öldürüp cinayetini yüze tamamladı. Adamcağız, yeryüzünün en bilginini sormaya devam etti. Kendisine alim bir kişi tarif edildi. Ona gelip, yüz kişi öldürdüğünü , kendisi için bir tevbe imkanı olup olmadığım sordu. Alim: "Evet, vardır, seninle tevben arasına kim perde olabilir?" dedi. Ve ilave etti: "Ancak, falan memlekete gitmelisin. Zira orada Allah'a ibadet eden kimseler var. Sen de onlarla Allah'a ibadet edeceksin ve bir daha kendi memleketine dönmeyeceksin. Zira orası kötü bir yer." Adam yola çıktı. Giderken yarı yola varır varmaz ölüm meleği gelip ruhunu kabzetti. Rahmet ve azab melekleri onun hakkında ihtilafa düştüler. Rahmet melekleri: "Bu adam tövbekar olarak geldi. Kalben Allah'a yönelmişti" dediler. Azab melekleri de: "Bu adam hiçbir hayır işlemedi" dediler. Onlar böyle çekişirken insan suretinde bir başka melek, yanlarına geldi. Melekler onu aralarında hakem yaptılar. Hakem onlara: "Onun çıktığı yerle, gitmekte olduğu yer arasını ölçün, hangi tarafa daha yakınsa ona teslim edin" dedi. Ölçtüler, gördüler ki, gitmeyi arzu ettiği (iyiler diyarına) bir karış daha yakın. Onu hemen rahmet melekleri aldılar." Bir rivayette şu ziyade var: "Bir miktar yol gidince, ölüm gelip çattı. Adamcağız yönünü salih köye doğru çevirdi. Böylece o köy ehlinden sayıldı."

Buhari, Enbiya 50; Müslim, Tevbe 46, (2766); İbnu Mace, Diyat 2, (2621)
Tevbe | TEVBE İLE İLGİLİ BÖLÜM | Ebu Said

Bir diğer rivayette (aynı hikaye - 954.nolu hadis - ile ilgili olarak) şöyle denmiştir: "Allah Teala beriki köye adamdan uzaklaşmayı, öbür köye de yaklaşmayı vahyetti, sonra da: "Adamın geldiği ve gitmekte olduğu köylere uzaklıklarını ölçüp kıyaslayın" dedi."

Buhari, Enbiya 50
Tevbe | TEVBE İLE İLGİLİ BÖLÜM | Ebu Said

Resulullah (sav) buyurdular ki: "İnsanoğlunun herbiri hatakardır. Ancak hatakarların en hayırlısı tövbekar olanlarıdır."

Tirmizi, Kıyamet 50, (2501); İbnu Mace, Zühd 30, (4251)
Tevbe | TEVBE İLE İLGİLİ BÖLÜM | Enes

Önceki SayfaSonraki Sayfa

FacebookTwitterWhatsapp

    © Arkeolog